Prof. Dr. Cem GÜZELOĞLU, “Yapay zekâ görsellerinin, yeni bir propaganda grameri olarak mizahın kalkanı arkasına nasıl saklandığını” TGM için kaleme aldı… Keyifli okumalar…
Dijital çağın savaşları artık yalnızca sahada barut kokusuyla değil, fiber optik kabloların ucunda, piksellerin ışığında yürütülüyor.
İran–ABD–İsrail üçgeninde her geçen gün vites artıran jeopolitik gerilim, klasik askeri doktrinleri aşarak görsel kültürün en sofistike silahlarıyla dijital evrene taşındı.
Bugün bir görsel iletişim profesörü olarak baktığımda gördüğüm tablo sadece bir teknoloji kullanımı değil; kitle iletişiminin, "Üretken Yapay Zekâ" (GenAI) üzerinden yeniden tanımlanan yeni bir propaganda grameridir.
Estetikleştirilmiş Propaganda ve Hiper-Gerçeklik
Günümüzde karşı karşıya olduğumuz fenomen, geleneksel propagandanın kaba ve doğrudan yöntemlerinden çok farklı. Biz buna artık "estetikleştirilmiş propaganda" diyoruz.
Yapay zekâ tarafından saniyeler içinde üretilen hipergerçekçi veya yüksek kontrastlı epik imgeler, izleyicinin bilişsel filtrelerini devre dışı bırakıyor.
İran füzelerinin sinematik bir estetikle gökyüzünü kapladığı veya İsrail’in teknolojik üstünlüğünü mitolojik bir güçle özdeşleştiren o "kusursuz" görseller, sadece dikkat çekmekle kalmıyor;
Baudrillard’ın kulaklarını çınlatırcasına, gerçeğin yerine geçen birer simülasyon inşa ediyor. Artık gerçek ile temsil arasındaki sınır bulanıklaşmıyor, tamamen buharlaşıyor.
Bu yeni rejimin en tehlikeli ve stratejik cephanesi ise kuşkusuz mizah. Yapay zekâ görselleri, savaşın o soğuk, kanlı ve etik olarak sindirilmesi zor gerçekliğini mizahın kalkanı arkasına gizliyor.
Liderlerin absürt pop-kültür ikonları olarak resmedilmesi, askeri hamlelerin birer video oyunu sekansı gibi kurgulanması veya trajik anların "meme" (internet akımı) formatına sokulması, izleyicide yapay bir rahatlama hissi yaratıyor.
Mizah burada bir "yumuşatıcı" değil, bir ideolojik Truva Atı işlevi görür. Savaşın dehşeti kahkahayla estetize edildiğinde, ölüm ve yıkım sıradanlaşır; etik yargılar yerini anlık dopamin salgılarına bırakır.
İnsanlar güldükleri, zekice buldukları veya estetik olarak tatmin oldukları içeriği sorgulamaz, aksine hızla paylaşarak bu gönüllü propaganda ordusunun birer neferi haline gelirler.
İran–ABD–İsrail eksenindeki dijital çatışmada hız, en az menzil kadar kritiktir. Paul Virilio’nun "lojistik hız" kavramı, bugün yerini "algısal hız"a bıraktı.
Yapay zekâ, doğruluk kontrolü mekanizmalarından (fact-checking) çok daha hızlı hareket ediyor. Görselin kurgu olduğunu rasyonel olarak bilsek bile, o görselin sunduğu estetik kalite ve duygusal yoğunluk, zihnimizde bir algısal ikna katmanı oluşturur.
"Gerçek olmayabilir ama hissettirdikleri gerçek" duygusu, post-truth (gerçeklik sonrası) döneminin en büyük tuzağıdır.
Sonuç olarak, yapay zekâ görselleri savaşın yeni "yumuşak gücü" değil, doğrudan "görsel cephanesi"dir.
Bu görseller, kitleleri eğlendirirken hizalıyor, gülümsetirken taraf seçtiriyor. Ortadoğu'nun bu kadim gerilim hattında üretilen her yapay zekâ görseli, zihnimize fırlatılmış birer algı bombasıdır.
Günümüz izleyicisi için artık geleneksel medya okuryazarlığı yetersizdir; bugün ihtiyaç duyduğumuz şey **"algı okuryazarlığı"**dır.
Unutulmamalıdır ki, en etkili silahlar artık namlulardan değil, prompt (komut) satırlarından çıkıyor ve bazen en yıkıcı darbe, ekranımızda beliren ironik bir gülümsemenin ardına gizlenmiş oluyor.
Savaş artık sadece toprak kazanmak için değil, o topraklara bakan gözleri ve o gözlerin bağlı olduğu zihinleri fethetmek için yapılıyor.
Prof. Dr. Cem GÜZELOĞLU
Ege Üniversitesi / Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi