GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 49,0196 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.839,91 ₺ ₿BTC: 4.150.572 ₺ 🇺🇸USD: 49,0196 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.839,91 ₺ ₿BTC: 4.150.572 ₺ 🇺🇸USD: 49,0196 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.839,91 ₺ ₿BTC: 4.150.572 ₺
03 Ekim 2026 - 01:06

info@turkglobalmedia.com

Politika

Fransa: “Tam Bir Felaket”

02.10.2026 20:58
TGM Haber Merkezi
11 okunma
Fransa: “Tam Bir Felaket”

Cumhurbaşkanlığı Kampanyası Bir Haftalık Kaosla Sarsılıyor

Bu haberi paylaş:

Ülkede protestolar sırasında yaşananlardan birçok kişi yaralandı. Ancak dikkatler özellikle aşırı sol ve aşırı sağ üzerinde yoğunlaşıyor.

Fransa’da okullar ateşe veriliyor. Aşırı sağın en parlak yıldızı, antisemitik ifadeler kullandığı iddialarının ardından siyasi geleceğini kurtarmaya çalışıyor. Ülkedeki ekonomik göstergeler ise olası bir kamu borcu felaketi konusunda alarm veriyor.

Son günlerde Fransa’yı sarsan krizler, giderek daha sert ve sınır tanımayan bir hâl alan cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında siyasi kamplaşmayı daha da derinleştiriyor.

Bir hükümet danışmanının sözleriyle, “Bu tam bir felaket.” Mevcut durumu açıkça değerlendirebilmek için kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan bu kişi, aslında yalnızca liselerin önünde giderek şiddetlenen gösterilere ve hükümetin bu olaylara yavaş müdahale etmesine atıfta bulunuyordu. 

Ancak özellikle karamsar haberlerle geçen bir haftanın ardından, bu duygunun Fransız seçmenler tarafından da paylaşıldığını söylemek mümkün.

Siyasi açıdan kazançlı çıkan tarafın kim olduğu henüz belli değil. Yerleşik siyasi düzenin adayları ve ılımlı sesler, Fransa’yı ve ülkenin Avrupa ile ilişkilerini köklü biçimde yeniden şekillendirmek isteyen aşırı sağcı cumhurbaşkanlığı yarışı lideri Marine Le Pen ile hızla yükselen aşırı sol rakibi Jean-Luc Mélenchon karşısında gündemi belirlemekte hâlâ zorlanıyor.

Kamuoyu araştırma şirketi Odoxa’nın bu hafta gerçekleştirdiği bir anket, Fransızların hükümetin öğrencilerin okul protestolarını yönetme biçimini onaylamadığını ortaya koydu. 

Bununla birlikte, Mélenchon’un ve aşırı solcu partisi Boyun Eğmeyen Fransa’nın (France Unbowed) protestolara katılımı da kamuoyunda tepki görüyor.

Mélenchon’un müttefikleri, desteklerini göstermek ve reşit olmayan gençleri polisle yaşanabilecek çatışmalardan korumak amacıyla okulların önündeki göstericilere katıldı. Ancak hükümet ve Boyun Eğmeyen Fransa’nın siyasi rakipleri, bu kişileri şiddeti körüklemekle suçluyor. İlgililer ise bu suçlamaları reddediyor.

Sosyalist Parti’den bir danışman, “Siyasi uçlar arasında anlatıyı kimin belirleyeceğine ilişkin bir mücadele yaşanıyor” dedi.

Her ne olursa olsun, bu haftaki krizler, kamuoyu yoklamalarında önde giden ve siyasi kutuplaşmayı körüklemekten çekinmeyen iki popülist adayın öncülüğünde seçim kampanyasının ne kadar sertleşebileceğini gösteriyor.

Dikkatleri Başka Yöne Çekme Taktikleri

Fransa hükümeti, kontrolden çıkmaya başlayan protestoları denetim altına almaya çalıştı. Perşembe günü kriz toplantısı düzenleyen hükümet, cuma günü de gençlik temsilcileriyle bir araya geldi.

Merkez siyasetten bir danışman, “Lecornu krizlerin hep gerisinden geliyor; sürekli tepki vermekle yetiniyor” dedi.

Le Pen ise protestolardaki şiddeti kışkırtanları suçladı ve Boyun Eğmeyen Fransa’yı “kaos ve ayaklanma ajanlarına yardım eli uzatmakla” itham etti.

Le Pen’in Ulusal Birlik (National Rally) partisi açısından kriz, kamu güvenliğinden endişe duyan seçmenleri partilerinin en doğru tercih olduğuna ikna etmek için elverişli bir fırsat sunuyor.

Ulusal Birlik milletvekili Laurent Jacobelli, POLITICO’ya verdiği röportajda, “Kamu düzenini korumaktan aciz bir hükümetimiz ve yangına körükle giden bir sol var” dedi.

Jacobelli, “Güvenlik söz konusu olduğunda meşru olan tek taraf biziz” diye ekledi.

Ancak yaşanan huzursuzluk, Le Pen açısından aynı zamanda yararlı bir dikkat dağıtma unsuru. Çünkü partisinin genel başkanı ve muhtemel halefi Jordan Bardella, araştırmacı gazetecilik kuruluşu Mediapart’ın pazartesi günü yayımladığı bir haberde yer alan iddiaları savuşturmaya çalışıyor. Habere göre Bardella, 17 yaşında bir siyasi aktivist olduğu dönemde Facebook Messenger üzerinden antisemitik mesajlar göndermişti.

Bardella iddiaları sert bir dille reddetti ve Mediapart’a dava açacağını açıkladı. Ancak internet sitesi perşembe günü, iddiaları nasıl doğruladığını ayrıntılarıyla anlatan yeni bir haber yayımladı. Haberde ekran görüntülerine ve kaynaklarının yardımıyla doğrudan Meta’dan indirilen konuşma verilerine yer verildi.

Le Pen’in iktidara gelmesi durumunda Bardella’nın başbakan olacağı öngörülüyordu. Ancak siyasi geleceği artık pamuk ipliğine bağlı görünüyor.

Ulusal Birlik’ten seçilmiş bir temsilci, “Onu devre dışı bırakmamız mı gerekiyor? Bu Marine’in kararı” dedi. Temsilci, “Her şey kanıtların ne kadar ciddi olduğuna bağlı” diye ekledi.

Ancak Bardella siyasi açıdan önemsiz bir isim değil. Ulusal Birlik’in rakipleri, olası istifasının yaratacağı sonuçların Le Pen’in seçim kampanyasına uzun süreli zarar vermesini umuyor.

Bütçe Sorunu

Bütün bunlar, Başbakan Sébastien Lecornu’nun azınlık hükümetinin, Fransa’nın devasa borcu ve inatçı biçimde yüksek seyreden bütçe açığı nedeniyle endişelenen piyasaları rahatlatmak amacıyla 43 milyar avroluk tasarruf öngören 2027 bütçesini açıklamasından yalnızca birkaç saat sonra yaşandı.

Ancak parlamentoda çoğunluğa sahip olmayan hükümetin, siyasi açıdan sancılı kesintiler üzerinde milletvekillerini uzlaştırması zor olacak. Üstelik olası bir mali kriz ihtimali giderek daha belirgin hâle geliyor.

Fransa’nın borçlanma maliyetleri 2008’den bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı. Yatırımcıların, geleneksel olarak daha istikrarlı kabul edilen Alman borçlanma araçları yerine Fransız borçlanma araçlarını elde tutmaya ne ölçüde istekli olduklarını ölçen bir gösterge olan Fransız ve Alman 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark, cuma günü 150 baz puanın üzerine çıktı. Bu seviye, yıllardır görülmemişti.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’tan bir milletvekili, merkez siyasetten cumhurbaşkanlığı adayları olan eski başbakanlar Édouard Philippe ve Gabriel Attal’ın yaşananların olumsuz sonuçlarından nasıl kaçınabileceğini anlayamadığını söyledi.

Milletvekili, “Bütçe üzerinde harcanan her dakika, kendimizi içinde bulunduğumuz bu karmaşadan çıkarma konusundaki yetersizliğimize bakarak geçirdiğimiz bir dakika” dedi.

Bu sırada Mélenchon, partisinin yetkililerine gelecek salı günü düzenlenmesi planlanan yeni protestolara katılmaları ve öğrencileri polis şiddeti iddialarına karşı korumaları çağrısında bulundu. Bu tutum, Mélenchon’u siyasi gündemin merkezine taşıyabilir. Ancak huzursuzluğun bir parçası olarak algılanması durumunda ters tepebilir.

Merkez siyasetten Avrupa Parlamentosu Üyesi Sandro Gozi, Bardella hakkındaki iddiaların ve aşırı solun protestolara yaklaşımının “her iki tarafın normalleşme stratejisini zorlaştırdığını” söyledi.

Gozi, “Hem Le Pen hem de Mélenchon, temel cumhuriyetçi ve Avrupa değerlerinden uzak aşırılık yanlılarıdır” dedi.

Ancak Macron’un görev süresi sona yaklaşırken, Fransa’nın kötü yönetildiği ve ülkenin bazı kesimlerinin dağılma noktasına geldiği yönündeki algı giderek güçleniyor.

Mevcut cumhurbaşkanıyla bağlantıları bulunan ve onun yerini almak isteyen herhangi bir aday, seçim kampanyası sırasında bu algıyla mücadele etmekte zorlanacak.

 

Politico

Yayınlanma: 02.10.2026 20:58
Ana Sayfaya Dön