Keir Starmer, AB tek pazarına erişim için seçmeci bir anlaşma yapmak istiyor.
Brüksel yetkilileri, Birleşik Krallık’ın geçmişte AB üyeliğinin yükümlülüklerinden kaçınırken faydalarını “seçmeci” biçimde almaya yönelik girişimlerine temkinli yaklaşıyor.
Brüksel’i ikna etmesi zor olacak.
Anketlerde zorlanan hükümetiyle birlikte, İngiltere başbakanı nispeten iyi karşılanan bir politika alanına daha fazla ağırlık veriyor: Brexit’i yeniden ayarlama süreci.
Brüksel ile yakınlaşmanın büyük ölçüde sorunsuz bir siyasi karşılık bulmasından güç alan Starmer, Birleşik Krallık’ı AB’nin tek pazarına daha fazla entegre etmek istiyor — ancak yalnızca kendisine uygun olan kısımlarına.
Planına göre Birleşik Krallık, belirli sektörlerde AB kurallarıyla uyum sağlayarak ticareti kolaylaştıracak, ancak diğer alanların dışında kalacak.
AB yetkilileri hiçbir seçeneği tamamen dışlamıyor. Ancak bu fikre de hevesle yaklaşmıyorlar — geçmişte İngiltere’nin üyeliğin yükümlülüklerinden kaçınırken AB’nin avantajlarını “seçme” girişimlerinden dolayı temkinliler.
“AB’nin sadece seçtiğiniz kısımlarıyla entegre olamazsınız. Bir paket üzerinde anlaşmanız gerekir,” dedi, metinde açık konuşabilmek için anonim kalma şartıyla görüş bildiren AB yetkililerinden biri, ’ya.
İkinci bir AB yetkilisi ise yeniden ayarlama sürecinin “seçmeci bir uygulamaya dönüşmemesinin” önemli olduğunu söyledi.
Ancak ilk yetkili, Starmer’ın önerilerinin, yılın ilerleyen döneminde planlanan Birleşik Krallık-AB zirvesinde somutlaştırılması halinde değerlendirileceğini belirtti.
Yetkili, “Bu müzakereleri genişletme yönündeki itici güç büyük ölçüde Birleşik Krallık’tan geliyor,” “Öneriler sunabilirler ve bunlar zirvede değerlendirilmek zorunda kalacaktır. Bunun nasıl gelişeceğini söylemek zor.” dedi.
Seçmecilik
Starmer’ın planının ilhamı basit: Brexit sonrası yeniden ayarlama sürecinde Birleşik Krallık’ın şu ana kadarki deneyimi.
Brüksel tarafından on yıldır AB entegrasyonunun cazip kısımlarını “seçerek alma”nın mümkün olmadığı söylenmesine rağmen, geçen yıl yapılan bir toplantıda Londra’ya fiilen tam da bunu yapma imkânı tanındı.
2025 zirvesinde prensipte kabul edilen SPS (sağlık ve bitki sağlığı) veterinerlik anlaşması, Birleşik Krallık’ı gıda ve tarım alanında fiilen yeniden tek pazara dahil edecek.
Hâlihazırda müzakere edilen sınır ötesi elektrik ticareti anlaşması da enerji sektörü için benzer bir etki yaratıyor.
Bu başarı, AB’nin “dört özgürlüğü”ne — bunlar arasında insanların serbest dolaşımı da bulunur ve Brexit Britanyası için siyasi açıdan hassas bir konu olup Starmer’ın 2024 İşçi Partisi manifestosunda kırmızı çizgi olarak belirlenmiştir — katılmadan elde edildi.
Peki bunu nasıl başardı? Her iki durumda da AB şirketleri, Birleşik Krallık’takiler kadar bu geri dönüşü memnuniyetle karşıladı;
Çünkü Manş’ın her iki tarafındaki firmalar daha serbest ticaretten ve Birleşik Krallık’ın uyum sağlamasından fayda elde edecekti.
Ancak asıl soru, karşılıklı fayda sağlayan bu tür sektörlerden gerçekte kaç tane daha olduğu; özellikle de AB üye ülkelerinin farklı çıkarları dikkate alındığında.
Bazı AB şirketleri, Birleşik Krallık’ın kıta pazarlarında dezavantajlı hale gelmesinden fayda sağlayarak onun işlerini devraldı.
Starmer, Birleşik Krallık’ın hangi sektörlerde uyum sağlayacağını henüz açıklamadı.
Ancak AB’deki kıdemli bir iş dünyası temsilcisi kimyasallar, kozmetikler ve tıbbi cihazların gündeme gelebileceğini söyledi.
Ticaret uzmanlarının zaman zaman dile getirdiği bir diğer olasılık ise, Manş ötesi tedarik zincirlerine sahip otomotiv sektörü.
“Karşılıklı fayda alanlarını belirlediğimiz sürece ilerleme yolu olduğunu düşünüyorum,” dedi genellikle Birleşik Krallık’a yakın duran bir ülkeden bir AB diplomatı.
Diplomat, Cenevre’nin AB ile ilişkilerine atıfta bulunarak.
- “Ancak bu, AB üyeliğinin İsviçre peyniri gibi delikli bir versiyonuna dönüşürse, birileri itiraz etmeye başlayacaktır,”
- “Ve hepimiz ilk itiraz edecek olanın kim olacağını tahmin edebiliriz.” dedi.
Bazı AB üye devletleri, özellikle Fransa, Brexit sonrası İngiltere ile ilişkilerde diğerlerine kıyasla daha sert bir tutum benimsedi.
Birleşik Krallık’ın katılımının prensipte kabul edildiği durumlarda bile, Londra’dan karşılanması zor talepler — genellikle mali nitelikte — ileri sürülerek uygulamada engeller çıkarılabiliyor.
Birleşik Krallık’ın AB’nin SAFE yeniden silahlanma kredi programının ilk aşamasına katılmasına yönelik plan, Londra’nın katılım için milyarlarca avro ödemesi yönündeki ısrar nedeniyle tamamen başarısız oldu. Görüşmeler karşılıklı mutabakatla sonuçsuz sona erdi.
Yolun Sonuna Doğru
Diğer dosyalarda da şimdiden sorunlar ortaya çıkmış olabilir.
AB başkentleri, geçen yılki zirvede gündeme gelen elektrik ticareti anlaşmasına yeni koşullar ekledi ve Birleşik Krallık’ın erişim karşılığında AB “uyum” fonlarına katkı yapması gerektiğini belirtti. Tarafların bir rakam üzerinde anlaşıp anlaşamayacağı henüz belirsiz.
Bu nedenlerle bazı gözlemciler, Starmer’ın seçmeci yaklaşımının daha fazla ilerleyemeyeceği konusunda şüpheli.
Avrupa Uluslararası Politik Ekonomi Merkezi (ECIPE) Birleşik Krallık direktörü David Henig, bu ayın başlarında Sussex Üniversitesi’nde düzenlenen bir seminerde, “Tek pazarın küçük parçalarına erişim yoluyla daha fazla ne elde edebiliriz yaklaşımının sonuna geliyoruz,” dedi.
Henig sözlerini şöyle sürdürdü: “Birleşik Krallık’ın mevcut müzakere gündeminin ötesine anlamlı biçimde ilerleyebilmesi için çok daha büyük bir adım atması, bazı kırmızı çizgileri silmesi ve önemli mali katkılar, insanların serbest dolaşımı ve daha genel olarak Avrupa ile ortaklık hakkında konuşmaya hazır olması gerekecek.”
Politico