GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 51,5464 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.035.573 ₺ 🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 51,5464 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.035.573 ₺ 🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 51,5464 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.035.573 ₺
02 Nisan 2026 - 03:37

info@turkglobalmedia.com

Macaristan’ın adil olmayan seçimi

Macaristan’ın adil olmayan seçimi

Avrupa
01.04.2026 23:38
TGM Haber Merkezi

Viktor Orbán’ı yenmek neden bu kadar zor?

Bu haberi paylaş:

Başbakanın rakipleri, devlet ve medya üzerindeki tam kontrolünün seçimleri kendi lehine etkilemesine olanak sağladığını söylüyor. 

Macarlar, 12 Nisan’da Komünizmin çöküşünden bu yana ülkenin en kritik seçimlerinden biri olması muhtemel bir oylama için sandık başına gidecek — ancak adil bir yarışta oy kullanmayacaklar.

Başbakan Viktor Orbán, bunu sağlayacak şekilde seçim oyun alanını kendi lehine ciddi biçimde eğdi; bu durum, yıllar içinde kademeli olarak inşa edilen bir “devlet ele geçirme” sürecinin sonucu.

Onun yöntemleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yönlendirilmiş seçimleri kadar açık olmayabilir; Orbán ciddi rakiplerin aday olmasını yasaklamıyor. 

Ancak rakipleri, seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi (gerrymandering), kontrol altındaki medya ortamı ve oy satın alma gibi yöntemlerle Fidesz partisinin lehine büyük bir avantaj yarattığını söylüyor. 

Bağımsız anketler aylardır muhalefet lideri Péter Magyar’ın merkez sağ Tisza partisinin önde gittiğini gösterse de, seçim günü Orbán’ı gerçekten yenmek çok zor olacak. 

Macaristan’da seçimlerin sahadaki gerçekliği, anketlerde görülen eğilimlerden oldukça farklı.

İktidardaki 16 yılı boyunca Orbán, seçimleri düzenleyen kurallar üzerinde tam kontrolünü korudu.

Siyasi koşullara ve muhalefetin değişen yapısına göre bu kuralları sürekli yeniden şekillendirdi ve partisinin sistematik bir avantaj elde etmesini sağladı. 

Eski Fidesz milletvekili Zsuzsanna Szelényi, Orbán’ın partiyi liberalizmden illiberalizme kaydırmasının ardından ondan kopmuştu ve bunun “her ne pahasına olursa olsun kazanma iradesini” yansıttığını söyledi.

Bu senaryoyu daha önce de gördük. 

2022 seçimleri öncesinde muhalefet partileri Orbán’a karşı birleşerek güçlü görünüyordu — ancak Fidesz’in yerleşik avantajı, parlamentoda kritik iki-üçte iki çoğunluğu kazanmasını sağladı.

Orbán’a göre bu sonuç, muhafazakâr çoğunluğun sesinin duyulduğunun göstergesiydi.

“Dünya, Hristiyan demokrat, muhafazakâr ve yurtsever siyaset anlayışımızın kazandığını görüyor,” diyen Orbán, destekçilerine hitap etti.

 “Avrupa’ya bir mesaj gönderiyoruz: Bu geçmiş değil — bu gelecektir,” diye ekledi.

Kim Lane Scheppele ise daha şüpheci bir değerlendirme yaptı: 

“Orbán’ın Macaristan’ı, otokratların seçimleri yasal yollarla nasıl manipüle edebileceğini gösteriyor. 

Parlamentodaki çoğunluklarını kullanarak yasaları değiştiriyor ve muhalefetin geliştirdiği her stratejiyi etkisiz hale getiriyorlar,” dedi. 

Macaristan seçimlerini, yalnızca tasarımcılarının çözebildiği bir Rubik küpüne benzetti.

“2022’de de birleşik muhalefet anketlerde öndeydi ve Orbán’ın kaybedebileceğine dair umutlar yüksekti. 

Ancak Orbán’ın başarılarının büyük kısmı, kazanmasını garanti altına alacak şekilde tasarlanmış bir seçim sisteminden kaynaklanıyor,” diye ekledi.

Muhalefet aktivistleri bu kez Orbán’ın “Rubik Küpü”nü çözmeyi umsa da, birçok kişi başbakanın beşinci zaferini elde edebileceğinden endişe ediyor. 

2014 ve 2018’de olduğu gibi, oyların yarısından azını almasına rağmen parlamentoda süper çoğunluk kazanması ihtimali hâlâ güçlü.

Seçim sistemi nasıl avantaj sağlıyor?

Seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi (Gerrymandering)

Orbán, 2010’daki son gerçekten özgür ve adil seçimin ardından parlamentonun boyutunu küçülttü ve ülkeyi 106 tek üyeli seçim bölgesine böldü. 

Bu bölgeler arasında ciddi büyüklük farkları bulunuyor: daha büyük bölgeler muhalefetin güçlü olduğu yerlerde, daha küçük bölgeler ise Fidesz’in güçlü olduğu yerlerde bulunuyor.

Ayrıca 93 sandalye, parti listelerine dayalı orantılı temsil sistemiyle belirleniyor. 2024’te Budapeşte’de bazı sınır değişiklikleri de yapıldı.

Bu eşitsizlikler, AGİT standartlarını ihlal ediyor. Kurumun raporları, seçim bölgelerinin iktidar partisi lehine düzenlendiğine dair endişeleri vurguluyor.

Medya kontrolü

Özellikle kırsal bölgelerde seçmenler, neredeyse yalnızca hükümetin belirlediği mesajlara maruz kalıyor. 

2010’dan sonra devlet, eleştirel medya kuruluşlarına reklam vermeyi durdurdu; özel reklam verenler de dolaylı baskılarla bu kuruluşlardan çekildi.

Bağımsız medya ekonomik olarak zayıfladı ve Orbán’a yakın iş insanları bu kuruluşları satın aldı.

Avrupa Parlamentosu’ndan Tineke Strik, “Özgür medya yoksa özgür seçimlerden söz etmek zorlaşır” dedi.

Seçmen taşınması (Voter tourism)

2021’de çıkarılan düzenleme ile seçmenlerin ülke içinde istedikleri yerde kayıt yaptırabilmelerinin önü açıldı. 

Eleştirmenlere göre bu, kritik bölgelerde seçim sonuçlarını etkilemek için kullanılabilir.

Yurtdışındaki Macar seçmenler

Orbán, komşu ülkelerde yaşayan yaklaşık 2 milyon etnik Macara vatandaşlık ve oy hakkı verdi.

Bu seçmenlerin yaklaşık %90’ı Fidesz’e oy veriyor. Ayrıca bu seçmenler posta yoluyla kolayca oy kullanabiliyor.

Buna karşılık, Batı Avrupa gibi uzak ülkelerde yaşayan Macarlar oy vermek için elçiliklere gitmek zorunda ve katılım oranları daha düşük.

Oy satın alma (patates dağıtımı dahil)

Eleştirmenler, özellikle yoksul bölgelerde seçmenlere para veya gıda verilerek oyların etkilendiğini öne sürüyor. 

“Krumpliosztás” (patates dağıtımı) olarak adlandırılan bu uygulamada, bazı seçmenlere para veya erzak verildiği iddia ediliyor.

Bağımsız gazetecilerin hazırladığı “The Price of a Vote” adlı belgesel, kırsal bölgelerde oy karşılığı nakit teklif edildiğini öne sürdü.

Hükümet ise bu iddiaları reddediyor ve varsa usulsüzlüklerin araştırılabileceğini söylüyor.

Muhalefet bu seçimde kazanmayı umut etse de, sistemin yapısal avantajları nedeniyle Orbán’ın bir kez daha kazanabileceğine dair güçlü bir şüphe var.

 

Politico

Yayınlanma: 01.04.2026 23:38
Ana Sayfaya Dön