Sırbistan ve Gürcistan liderleri Çin’le ortaklığın ekonomik önemini öne çıkarmayı seviyor; ancak hoşlarına gitse de gitmese de asıl belirleyici olan Avrupa Birliği.
Mayıs 2024’te Xi Jinping’i Belgrad’da ağırlayan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, sözlerini sakınmadı.
Vučić, Çinli lider için, “Burada, bizim Sırbistan’ımızda göreceği saygı ve sevgiyi başka hiçbir yerde bulamayacak,” dedi.
Bundan sadece birkaç yıl önce, COVID-19 pandemisinin en yoğun döneminde, Pekin’in tıbbi malzeme göndermesinin ardından başkent genelinde Çin bayrağı ve “Teşekkürler Kardeş Xi” mesajı taşıyan billboardlar ortaya çıkmıştı.
Gürcistan da Xi’nin Çin’ine yönelik övgülerinde en az bunun kadar cömert davrandı; geçen yıl kasım ayında Başbakan Irakli Kobakhidze Şanghay’ı ziyaret ederek, “Gürcistan, Çin’le ortaklığında kararlılıkla yoluna devam etmektedir,” dedi.
Her iki ülke de Çin yatırımlarına büyük ilgi duyuyor ve her ikisi de Avrupa Birliği’ne üyelik adayı.
Buna karşın ne Vučić ne de Kobakhidze, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ya da genişlemeden sorumlu komiser Marta Kos hakkında bu denli sıcak sözler sarf etti.
Oysa veriler, AB’nin hem Sırbistan hem de Gürcistan için Çin’den çok daha önemli bir ekonomik ortak olduğunu gösteriyor.
Sırbistan’da 2013 ile 2023 arasındaki on yılda AB üyesi ülkeler 18 milyar avronun üzerinde yatırım yaptı; bu rakam, Çin’den gelen 5,5 milyar avroluk yatırımın üç katından fazla. Aynı dönemde Gürcistan, AB’den 4,4 milyar avronun üzerinde doğrudan yatırım alırken, Çin ve Rusya’dan gelen toplam yatırım 1,1 milyar avroda kaldı.
Analistlere göre, Sırp ve Gürcü liderlerin AB’ye övgü yağdırma konusundaki isteksizliği; ülkelerin üyelik yolundan ne kadar saptığını, entegrasyonun koşulu olarak AB’nin dayattığı demokratik standartlara duyulan rahatsızlığı ve Birliğin kamuoyundaki imajını yansıtıyor. Bunun yanı sıra, ekonomik ilişkilerin niteliğindeki farklılıklar da bu tutumda rol oynuyor.
Ancak analistler, Çin’in ticaret ve yatırım konusunda AB’nin yerini alabileceğini düşünmenin büyük bir yanılgı olacağı uyarısında bulunuyor. Nitekim Çin’in ilgisini çeken şey de tam olarak bu ülkelerin Doğu ile Batı arasında bir köprü olma potansiyeli.
Tiflis Devlet Üniversitesi araştırmacısı Giorgi Kartvelishvili, “Batı’dan izole olursak, Çin’in de ilgisini çekmeyiz,” dedi.
Altyapıya odaklanan Çin
Gürcistan, 2017’de Çin’le Serbest Ticaret Anlaşması imzalamış ve uzun süredir kendisinden çok daha büyük komşusu Rusya’ya ekonomik olarak bağımlı olsa da, AB hâlâ ülkenin başlıca ticaret ortağı konumunda. Toplam ticaret hacmi, Rusya ve Çin’le olan ticaretin toplamını aşıyor.
Çin ve Rusya’nın artan mali etkisine ve 2023’te kurulan Gürcistan-Çin stratejik ortaklığına dair iddialara rağmen, veriler AB’nin Güney Kafkasya ülkesindeki baskın yatırımcı olmaya devam ettiğini gösteriyor. 2013-2023 arasında Gürcistan, AB’den 23,8 milyar avrodan fazla tutarda ürün ithal etti ve yaklaşık yedi milyar avroluk ihracat yaptı.
Peki Çin’e neden kırmızı halı seriliyor?
Avrupa ve Balkanlar’ın ekonomik tarihi konusunda uzman, Barselona Üniversitesi doktora sonrası araştırmacısı Aleksandar Matković’e göre, Çin daha iyi bir kamuoyu algısına sahip; çünkü “son beş yıldır, Avrupa yatırımlarının aksine, kilit sanayi altyapısına odaklandı”.
Matković, verdiği demeçte, Avrupa yatırımlarının özelleştirmeden bağışlara ve diğer mali desteklere kadar daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu; Çin yatırımlarının ise “öncelikle sanayi sektörlerini – madencilik, enerji, ulaşım – hedefleyen planlı bir ekonominin ifadesi olduğunu ve Çin’in etkisinin farklı bir şekilde görünür hale geldiğini” söyledi.
Tüm bunlar, Asya’yı kapsayan ve Avrupa’nın derinliklerine kadar uzanan devasa bir altyapı yatırım stratejisi olan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin parçası. Bu projeler çoğu zaman Çinli şirketler tarafından, Çinli işçilerle inşa edilen ve Çin bankalarından alınan kredilerle finanse edilen yol ya da köprüleri içeriyor.
Bu tür projeler manşetlere çıkıyor; ancak yüzeyin altında, çok daha belirleyici olan ticaret meselesine gelindiğinde, iki ülkenin AB ile yaptığı ithalat ve ihracatın değeri, Çin’le olan ticaretlerini açık ara geride bırakıyor.
2023’te Sırbistan, AB’den 24 milyon avroluk mal ithal ederken, Çin’den beş milyon avro, Rusya’dan ise iki milyon avronun altında ithalat yaptı. Aynı yıl ülke, AB’ye yaklaşık 21 milyon avroluk ihracat gerçekleştirirken, Çin ve Rusya’ya yapılan ihracatın her biri yaklaşık 1,3 milyon avro seviyesinde kaldı.
Belgrad merkezli sivil toplum kuruluşu Sorumlu Toplum için BFPE Vakfı’nın program direktörü Stefan Vladisavljev, Çin’in her iki ülkede de ayrıntılardan bağımsız olarak bir “hayırsever” olarak algılandığını söyledi.
Vladisavljev, yaptığı açıklamada, “Sırbistan ve Gürcistan’da, yatırım, kredilerle finanse edilen altyapı projeleri ve ekonomik işbirliğinin üçüncü ayağı olarak görülebilecek ticaret arasında net bir ayrım yok,” dedi.
Bunun yerine meselenin, bu aktörlerin “siyasi elitler tarafından kamuoyuna nasıl sunulduğu” olduğunu vurguladı.
Gaz geçişi
AB, 2017’de Gürcü vatandaşlarına vize muafiyeti tanıdı ve Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinden bir yıl sonra, 2023’te ülkeye aday statüsü verdi; böylece Birliğin bölgedeki konumunu güçlendirdi.
Gürcistan, gaz geçiş ülkesi olarak sahip olduğu konum nedeniyle özel bir stratejik öneme sahip.
Tiflis Devlet Üniversitesi Ekonomi Bölümü Doçenti Otar Abesadze, “Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan’dan gaz taşınması için çok iyi bir konumda,” dedi.
“AB’nin Gürcistan’a bu kadar çok yatırım yapmasının nedeni bu. Karşılığında biz de mali faydalar, sosyal sistemlerimizi geliştirmek için hibeler ve en önemlisi savunma alanında destek alıyoruz.”
Ancak Kobakhidze ve iktidardaki Gürcü Rüyası partisi, Brüksel’den gelen demokratik gerileme eleştirilerine öfkelenerek AB üyelik sürecine fren bastı.
Kasım 2024’te Kobakhidze, Avrupa Parlamentosu’nun Gürcistan’daki parlamento seçimlerinin adil olmadığı gerekçesiyle sonuçlarını reddetmesinin ardından AB üyelik müzakerelerinin askıya alındığını duyurdu.
Bu karar, devam eden bir protesto dalgasını tetikledi; yetkililer ise buna aktivistleri, bağımsız medyayı ve muhalefet figürlerini hedef alan şiddet ve giderek daha baskıcı yasalarla karşılık verdi.
Öte yandan Çin, Gürcistan’dan demokrasi, medya özgürlüğü ya da insan hakları konusunda herhangi bir talepte bulunmuyor.
Gürcü Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Vakfı’ndan analist Ioseb Dzamukashvili Sekhniashvili, Çin odaklı analiz sitesi CHOICE için kaleme aldığı yazıda, “Gürcistan’ın mevcut hükümeti, Batı ile zedelenen ilişkilerin ekonomik etkisini hafifletmek için öncelikle Çin’den destek arıyor,” diye yazdı.
Sekhniashvili’ye göre Gürcü Rüyası, “Pekin’in, Batı’dan uzaklaşmanın ekonomik sonuçlarına karşı güvenilir bir denge unsuru olabileceğini” umuyor.
Transparency International Gürcistan da Mayıs 2025 tarihli bir raporunda benzer bir noktaya dikkat çekti:
“Çin, Gürcü Rüyası iktidar partisine, onu ‘barış, istikrar ve kalkınma’ politikaları uygulayan bir aktör olarak tanımlayarak siyasi destek sunuyor; Gürcü yetkililer ise Çin’i giderek güçlü bir ortak ve Batı’ya alternatif olarak resmediyor.”
Kartvelishvili, AB’nin çok daha az demokratik ülkelerle dahi iş yapmanın yollarını her zaman bulduğunu hatırlatarak, Gürcü hükümetinin üyelik görüşmelerine yeniden döneceğine inandığını söyledi.
“Azerbaycan’ın ifade ve basın özgürlüğü konusunda Gürcistan’dan daha büyük sorunları var, ama AB hâlâ onun petrolünü satın alıyor,” dedi.
AB’nin imajı darbe alıyor
Kobakhidze gibi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vučić de Kasım 2024’te kuzey Sırbistan’daki, yeni yenilenmiş bir tren istasyonunda dış mekân saçaklarının çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın ardından patlak veren hükümet karşıtı protestolarla karşı karşıya.
Yenileme çalışmaları, Belgrad ile Macaristan’ın başkenti Budapeşte arasındaki demiryolu hattının Çin liderliğinde yapılan modernizasyonunun bir parçasıydı.
Ancak Gürcistan’dan farklı olarak, Sırbistan’daki protestocular AB bayrakları taşımıyor.
Vladisavljev, AB’ye katılım sürecinin Sırbistan’da “demokratik uygulamaların düzeyinde” bir iyileşmeye yol açmadığını söyledi.
AB ile Sırbistan arasındaki ekonomik işbirliği düzeyine rağmen, bunun “Avrupa Birliği’nin olumlu bir imajının oluşmasına büyük ölçüde katkı sağlamadığını” da ekledi.
Vladisavljev, uzun yıllar sonunda Sırp kamuoyunun sürece olan inancı büyük ölçüde eridi; bu da Çin’in cömertliği anlatılarına ve “Çin’in sizden hiçbir şey yapmanızı istemediği” yönündeki imaja elverişli bir zemin bıraktı, dedi.
Balkan Insight