Küresel ilaç pazarı 2030 yılına kadar 2,3 trilyon euroyu aşabilir.
İlaçlar ağrıyı dindirebilir, kanserle savaşabilir ve hayat kurtarabilir; ancak postada kaybolursa, sıcak bir depoda bozulursa ya da bir gemide mahsur kalırsa hiçbir işe yaramaz.
İşte bu noktada ilaç lojistiği devreye giriyor. Savaşlar, pandemiler ve ticari belirsizliklerin kritik tedarik zincirlerini sarstığı bir dünyada bu sektör hızla büyüyor.
Avrupa’daki önemli merkezlerden biri, DHL’in Frankfurt yakınlarında kurduğu sağlık lojistiği kampüsü.
Bu merkez, ilaçların ve diğer hayati tıbbi ürünlerin ihtiyaç duyulan yerlere güvenilir şekilde ulaştırılmasını sağlamak için tasarlandı.
Orta Doğu’daki beş haftadır süren savaş nedeniyle ilaç kıtlığı endişeleri artarken, merkezin görevi Avrupa ve dünya genelinde hastanelere, eczanelere ve laboratuvarlara düzenli sevkiyat sağlamak.
14 futbol sahası büyüklüğündeki ve çatısı güneş panelleriyle kaplı tesis, Avrupa’nın önemli ulaşım merkezlerinden biri olan Frankfurt’un dışındaki Florstadt’ta bulunuyor.
Tesisten geçen ürünler arasında insülin kapsüllerinden yaşam tarzı ilaçlarına, tıbbi güneş kremlerinden sülfürik asit varillerine kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.
Sıkı sıcaklık kontrolleri ve koruyucu kıyafetli çalışanlar sayesinde ilaçlar steril koşullarda ve kesintisiz soğuk zincir altında işleniyor.
DHL’in Almanya ve Alp ülkeleri lojistik bölümünün başındaki Katrin Hoelter, “600 çalışanımız özel olarak eğitildi çünkü zincirin sonunda bir hasta olduğunu biliyorlar ve hata kabul edilemez,” dedi.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın küresel taşımacılığı etkilemesiyle bazı müşterilerin ham madde tedarikini güvence altına almak için daha fazla depolama alanı talep ettiğini belirtti.
Aşırı soğuk depolama
Küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığı sürerken, Hoelter Florstadt tesisinin sorunlu Hürmüz Boğazı yerine açık kalan Süveyş Kanalı üzerinden daha fazla bağımlılığa sahip olduğunu ifade etti.
Küresel krizlere rağmen lojistik sektörü büyümeye devam ediyor.
Sağlık verileri analiz şirketi IQVIA’ya göre küresel ilaç pazarı, ABD ve büyük gelişmekte olan pazarların etkisiyle 2030’a kadar 2,3 trilyon euroyu aşabilir.
LBBW verilerine göre özellikle kanser tedavileri ve kilo yönetimi ilaçları en yüksek büyüme potansiyeline sahip alanlar arasında.
Deutsche Post olarak da bilinen DHL Grubu için ilaç lojistiği, posta hacmindeki düşüş ve ticaret savaşlarının yarattığı kayıpları telafi etmeye yardımcı oluyor.
Florstadt’taki tesiste otomatik sistemler ile manuel işlemler bir arada yürütülüyor.
Örneğin bir gözlükçü tarafından belirli bir hasta için sipariş edilen tek bir kontakt lens, özel olarak hazırlanıp sevkiyata gönderilebiliyor.
Güvenlik ve hijyen standartları son derece katı. Steril bir odada, tam koruyucu ekipman giymiş çalışanlar büyük bir tanktan insülin bileşeni alarak test için numune hazırlıyor.
Hoelter, “Burada tüm düzenleyici gereklilikleri simüle edebiliyoruz,” diyerek sıcaklıkların ürün hassasiyetine göre eksi 80 dereceye kadar düşürülebildiğini belirtti.
ABD’ye yatırım akışı
Tesisin ilk deposu 2015 yılında STADA’nın ürünlerini dağıtmak için açıldı. Bugün ise 140 bin palet kapasiteli dört binadan oluşan büyük bir komplekse dönüştü.
DHL, 2030’a kadar dünya genelinde ilaç lojistiğine 2 milyar euro yatırım yapmayı planlıyor; bunun yaklaşık dörtte biri Avrupa’ya ayrılacak.
Yatırımın yarısı ise Kuzey Amerika’ya, özellikle de ABD’ye yönlendirilecek.
Bunun nedeni, Avrupalı ilaç üreticilerinin Donald Trump’ın gümrük tarifeleri ve ilaç fiyatlarını düşürme politikaları nedeniyle üretimlerini kısmen ABD’ye kaydırması.
Önümüzdeki beş yıl içinde DHL’in bu bölümünün gelirlerinin iki katına çıkarak 10 milyar euroya ulaşması bekleniyor (grubun geçen yılki toplam geliri 84 milyar euroydu).
Hoelter’e göre bu büyüme, ilaç şirketlerinin lojistik gibi süreçleri dış kaynaklara devrederek “temel faaliyetleri olan araştırma ve üretime odaklanma” eğilimini yansıtıyor.
Euractiv