Ders Saatlerinde Bildirimler ve Ücretli “Genç Elçiler”
TikTok yöneticileri, kendi güvenlik ekiplerinin tavsiyelerine rağmen okul saatlerinde bildirimleri kapatmama kararı aldı.
Snapchat, öğrenciler ders sırasında sınıfta neler olduğunu paylaşmaları için bildirimler gönderdi. Google yöneticileri, YouTube’un okul saatlerinde öğrencilerin dersleriyle ilgisi olmayan videolar önerdiğini biliyordu.
Meta ise Instagram’ı tanıtmak için “genç elçiler” olarak adlandırdığı öğrencilere ödeme yaptı ve onların sınıf arkadaşlarına çeşitli hediyeler dağıtmasını sağladı.
Bunlar, The New York Times tarafından ulaşılan ve ABD’de 1.400’den fazla okul bölgesinin sosyal medya şirketlerine karşı açtığı toplu davanın dosyalarında yer alan iç yazışmalardan bazıları.
Dava, 2023 yılında Meta, Snap Inc., TikTok ve Google’a karşı açıldı. Okul bölgeleri, gençler arasında en yaygın kullanılan bu platformların öğrencilerin akademik başarılarına ve ruh sağlığına zarar verdiğini savunuyor.
Ortaya çıkan belgeler, şirketlerin gençlerin günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmek için kullandığı bazı yöntemleri gözler önüne seriyor.
TikTok Güvenlik Ekibinin Uyarılarını Dikkate Almadı
Belgelerde yer alan bilgilere göre TikTok yöneticileri, öğrencilerin ders sırasında dikkatlerinin dağılmasını önlemek amacıyla okul saatlerinde bildirimlerin kapatılması yönündeki önerileri reddetti.
Şirket ayrıca sosyal medya platformunun okullarda yaygınlaştırılması amacıyla ebeveyn ve öğretmen derneklerine milyonlarca dolar ödeme yaptı.
Snapchat Ders Sırasında Paylaşım İstedi
Belgeler, Snapchat’in öğrencilere okul saatlerinde bildirim göndererek sınıfta yaşananları paylaşmalarını teşvik ettiğini de ortaya koyuyor.
Bu uygulamanın öğrencilerin derslere odaklanmasını zorlaştırdığı ve okul ortamında telefon kullanımını artırdığı iddia ediliyor.
YouTube Dersle İlgisiz İçerikler Önerdi
Google yöneticilerinin, YouTube algoritmasının okul saatlerinde öğrencilere ders içerikleri yerine eğlence videoları önerdiğinin farkında olduğu belirtiliyor.
Dava dosyalarında, şirketin bu durumun eğitim üzerindeki etkilerini bildiği halde yeterli önlem almadığı öne sürülüyor.
Meta’nın “Genç Elçileri”
Belgelerde dikkat çeken bir diğer uygulama ise Instagram’ın sahibi Meta’nın yürüttüğü tanıtım faaliyetleri.
Şirketin bazı öğrencileri “teen ambassadors” (genç elçiler) olarak görevlendirdiği ve onlara ödeme yaptığı belirtiliyor.
Bu öğrencilerin:
- Instagram’ı akranlarına tanıttıkları,
- Sınıf arkadaşlarına çeşitli promosyon ürünleri dağıttıkları,
- Platformun kullanımını teşvik ettikleri
iddia ediliyor.
Okullar: “Öğrenciler Sürekli Bir Cazibeyle Karşı Karşıya”
Davacı okul bölgeleri, sosyal medya uygulamalarının bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığını ve bunun öğretmenlerin çalışmalarını doğrudan olumsuz etkilediğini savunuyor.
Davada görev alan avukatlardan biri The New York Times’a şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu platformlar çocuklar için sürekli bir cazibe merkezi oluşturuyor. Sonsuz ve çeşitlendirilmiş eğlence vaat eden bir uygulamaya yönelmek, okulda yapmaları gereken işe odaklanmaktan çok daha çekici hale geliyor.”
Şirketler Güvenlik Önlemlerini Savunuyor
Sosyal medya şirketleri ise suçlamaları reddediyor.
Şirketlere göre son yıllarda:
- Ebeveyn kontrol sistemleri geliştirildi,
- Çocuk ve genç hesaplarına yönelik kısıtlamalar artırıldı,
- Güvenlik araçları güçlendirildi.
Ancak Bloomberg’in geçen hafta yayımladığı habere göre dört şirket, Kentucky eyaletindeki yaklaşık 1.500 öğrencili küçük bir okul bölgesi olan Breathitt County ile mahkeme dışı anlaşmaya vardı.
Yaklaşık 3 milyon dolar tazminat talep eden bölgeye şirketlerin toplam 27 milyon dolar ödemeyi kabul ettiği bildirildi.
Anlaşmaya göre:
- Meta 9 milyon dolar,
- Snap 8 milyon dolar,
- TikTok 8 milyon dolar,
- Google ise 2 milyon dolar
ödeyecek.
Sosyal Medya Şirketlerini Bekleyen Üç Büyük Hukuk Mücadelesi
ABD’de teknoloji şirketlerine yönelik davalar üç ana başlık altında ilerliyor.
1. Okul Bölgelerinin Davaları
Okullar, sosyal medya uygulamalarının eğitim süreçlerine zarar verdiğini ve kamu kaynakları üzerinde ek yük oluşturduğunu savunuyor.
2. Ailelerin Açtığı Davalar
İkinci dava dalgası, sosyal medyanın gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanıyor.
Bu davalar:
- Depresyon,
- Yeme bozuklukları,
- Kaygı sorunları,
- İntihar vakaları
gibi sonuçlarla ilişkilendirilen sosyal medya kullanımını konu alıyor.
3. Eyalet Başsavcılarının Meta Davası
Üçüncü büyük hukuk cephesi ise Meta’ya karşı açılmış durumda.
Aralarında Demokrat ve Cumhuriyetçi eyaletlerin de bulunduğu 41 eyaletin başsavcıları, Meta’yı çocuklara zarar vermek ve bu riskleri kamuoyundan gizlemekle suçluyor.
Letitia James, Ekim 2023’te açılan davanın ardından şu açıklamayı yapmıştı:
“Meta, çocukları platformlarına bağımlı hale getiren manipülatif özellikleri bilerek tasarlayarak onların acılarından kâr elde etti.”
“Meta dahil sosyal medya şirketleri, ülke genelinde gençlerin ruh sağlığı krizine katkıda bulundu ve bunun hesabını vermelidir.”
Yeni Belgeler Yolda
Facebook’un iç yazışmalarını kamuoyuna sızdıran eski çalışan ve mühendis Frances Haugen ise önümüzdeki aylarda çok daha fazla belgenin ortaya çıkacağını düşünüyor.
Haugen, geçen hafta verdiği bir röportajda şunları söyledi:
“Bu yaz Kaliforniya’daki davalarda delil olarak kullanılacak çok sayıda yeni belge gün yüzüne çıkacak.”
“Önümüzdeki birkaç ay içinde ailelerin, bireylerin ve okul bölgelerinin açtığı toplu davaların federal süreçleri de başlayacak. Böylece bu yapbozun parçalarının nasıl birleştiğini göreceğiz.”
ABD’de sosyal medya şirketlerine karşı yürütülen hukuk mücadelesi, teknoloji sektörünün çocuklar ve gençler üzerindeki etkisine ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı hesaplaşmalardan biri olarak görülüyor.
El Pais