Ticaret Bakanı Bolat’tan AB’ye 'Made in Europe' çağrısı
Türkiye 'eşit ortak' olarak dahil edilmeli
Türkiye-AB ticaret hacminin 2025’te 233 milyar dolara ulaştığını vurgulayan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki tarafın otomotiv sektöründeki güçlü üretim ve tedarik zinciri entegrasyonuna dikkati çekti.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB'nin sanayi üretimini desteklemeyi amaçlayan “Made in Europe” (Avrupa'da Üretim) girişimine Türkiye’nin dahil edilmemesinin hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin çıkarlarına zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Brüksel’de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) iş birliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi’nde konuşan Bakan Bolat, AB'nin "Sanayi Hızlandırma Yasası" kapsamında gündeme gelen “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin "eşit ortak" olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic ile “AB-Türkiye Ticaret ve Ekonomik İlişkilerinin Geleceğini Şekillendirmek” başlıklı oturumda konuşan Bolat, “Sanayi Hızlandırma Yasası fikrine saygı duyuyoruz. Bu yaklaşımı doğal karşılıyoruz. Üçüncü ülkelerden yapılan çok büyük miktardaki ithalat konusunda biz de aynı ciddi kaygıları taşıyoruz. Bütün bu konularda AB’deki dostlarımızla yakın iş birliği içindeyiz. Ancak çözüm, güvenilir ortakları veya Gümrük Birliği’ni dışlamak olmamalı,” ifadelerini kullandı.
Sanayi Hızlandırma Yasası Türkiye'yi nasıl etkileyebilir?
AB, mart ayında otomotiv ve temiz enerji gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin kamu desteğinden yararlanabilmeleri için Avrupa menşeli ürün ve bileşenleri tercih etmelerini öngören planlarını açıklamıştı.
Sanayi üretimini ve Avrupa merkezli tedarik zincirlerini güçlendirmeyi hedefleyen girişim, kamu kaynaklarının hangi ülkelerde üretilen ürünleri destekleyeceği konusunda tartışmalara yol açtı.
AB içinde, Gümrük Birliği, serbest ticaret anlaşmaları veya kamu alımları düzenlemeleri aracılığıyla Birlik’le bağlantılı ülkelerde üretilen ürünlerin de girişim kapsamına alınıp alınmayacağı tartışılıyor.
Fransa, kamu kaynaklarının yeşil teknoloji başta olmak üzere AB’nin kendi sanayi sektörlerini desteklemek için kullanılmasını savunurken, Almanya ve bazı diğer üye ülkeler farklı bir yaklaşım benimsiyor.
Türkiye, 1995’ten bu yana AB ile Gümrük Birliği kapsamında bulunuyor ve aynı zamanda Birliğe aday ülke statüsünü sürdürüyor.
Türkiye’nin kapsam dışında bırakılması halinde, ülkede üretim yapan Avrupalı otomotiv şirketlerinin ve Türkiye’den AB pazarına ihracat gerçekleştiren üreticilerin kamu desteklerinden yararlanma koşullarının etkilenmesi gündeme gelebilir. Bu durum, Türkiye ile Avrupa arasındaki üretim ve tedarik zincirlerinin işleyişi açısından da önem taşıyor.
Bakan Bolat, Türkiye ile AB arasındaki yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisinin ve iki taraf arasındaki güçlü sanayi entegrasyonunun korunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin AB mevzuatına uyum sağladığı alanlara işaret eden Bolat, Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’nin AB’nin rekabet, devlet yardımları, marka ve patent ile ticaret politikalarına uyum sağladığını söyledi.
Türkiye-AB ticareti 233 milyar dolara ulaştı
Bakan Bolat, Türkiye ve AB arasındaki yıllık toplam ticaretin 2025'te 233 milyar dolara yükseldiğini açıkladı. Otomotiv ticareti ise bu hacmin yaklaşık yüzde 26'sını oluşturuyor.
Bolat, Türkiye’deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75’inin Avrupalı şirketlere ait olduğunu belirterek Avrupa merkezli üreticilerin 1971’den bu yana Türkiye’de otomobil ürettiğine dikkat çekti.
Bakan, Türkiye’de faaliyet gösteren Avrupalı otomotiv şirketleri ile Türkiye’ye otomobil ihraç eden Avrupalı firmaların Avrupa genelinde yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağladığını söyledi.

Türkiye’deki otomotiv sanayisinin yaklaşık yüzde 75’inin Avrupa şirketlerinden oluştuğunu aktaran Bolat, Renault, Peugeot, Fiat, Stellantis Grubu, MAN, Mercedes-Benz ve Bosch gibi şirketlerin ülkedeki varlığına dikkati çekti.
Sefcovic: Gümrük Birliği'nin güncellenmesi iki tarafa da fayda sağlayacak
AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic de küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye ile ortaklığa büyük önem verdiklerini belirtti.
Jeopolitik çalkantılara, güvenlik kaygılarına ve olumsuz ekonomik koşullara rağmen Türkiye ile AB’nin açık ve kurallara dayalı ticarete bağlılığını sürdürdüğünü ifade eden Sefcovic, ikili ekonomik ilişkilerin güçlü biçimde geliştiğini söyledi.
Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği bulunan tek büyük ekonomi olduğunu hatırlatan Sefcovic, bu yapının Avrupalı ve Türk şirketleri birçok sektörde bütünleşmiş tedarik zincirleri aracılığıyla birbirine bağladığını kaydetti.
Sefcovic, Gümrük Birliği’nin eksiksiz uygulanmasının ve tüm üye ülkeler bakımından doğru biçimde hayata geçirilmesinin temel bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin iki tarafa da somut faydalar sağlayacağını belirten Sefcovic, bunun ticaretin büyümesini, yatırım akışlarını ve tedarik zincirlerinin bütünleşmesini hızlandırabileceğini ifade etti.
Doğu Akdeniz’de istikrarlı ve güvenli bir ortamın sağlanmasında Türkiye ile AB’nin karşılıklı stratejik çıkarları bulunduğunu belirten Sefcovic, ticaret alanındaki temasların yoğunlaşmasından ve verimli biçimde ilerlemesinden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Vize serbestisi ve ticaret diyaloğu gündemde
Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu kapsamında Gümrük Birliği’nden kaynaklanan sorunların sayısını geçen yıl 29’dan 14’e düşürdüklerini belirten Bakan Bolat, bu alanda ilave ilerleme sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.
Türk vatandaşlarına uygulanan vize konusuna da değinen Bolat, Türkiye’nin genişleme ve katılım sürecindeki aday ülkeler arasında vatandaşlarına henüz vize serbestisi tanınmayan tek ülke olduğunu söyledi.
Kademeli vize sisteminin yaşanan güçlükleri bir ölçüde hafiflettiğini ancak sorunu tamamen çözmediğini ifade etti.
Euro News