Çalışanlar, İhbarcıya Yönelik “Cadı Avı” İddiaları Nedeniyle Etik Denetçiye Başvurdu
Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi’ndeki (EESC) sendikalar, AB Ombudsmanı’ndan bağımsız inceleme talep ediyor.
Bir Avrupa Birliği kurumunda çalışan temsilcileri, üst düzey yöneticilerin kimliği bilinmeyen bir yolsuzluk ihbarcısını ortaya çıkarmak amacıyla uygunsuz yöntemler kullandığını öne sürerek dış denetim talebinde bulundu.
Olayın merkezinde yer alan kurum, European Economic and Social Committee (EESC). Kurum, Mart ayında yaklaşık 50 anonim mektubun çalışanların masalarına bırakılmasıyla başlayan bir skandalla sarsıldı.
Söz konusu mektuplarda, kurumun Genel Sekreteri'nin kamu ihalelerini yakın çevresindeki kişilere verdiği iddia ediliyordu.
Sendikalardan Ombudsman’a Resmî Şikâyet
Üç sendika, geçen Perşembe günü çalışanlara gönderdikleri ortak e-postada, ilk olarak Rapporteur tarafından duyurulan bir girişim kapsamında, kurum yönetiminin anonim mektupların arkasındaki kişi ya da kişileri tespit etmeye yönelik çabaları nedeniyle AB Ombudsmanı'na resmî şikâyette bulunduklarını açıkladı.
EESC Başkanı Séamus Boland, mektupların sorumlusunu belirlemek amacıyla iki güvenlik görevlisini görevlendirmişti.
Boland'ın talimatıyla yürütülen soruşturma kapsamında:
- Adli bilişim (forensik) delillerinin toplanması,
- Bilgi teknolojileri ekipmanlarına erişim sağlanması,
- Çalışanlarla görüşmeler yapılması
gibi geniş kapsamlı yöntemlerin kullanıldığı belirtildi.
Boland, mektupların arkasındaki kişiyi "fail" (perpetrator) olarak tanımlamıştı.
“Yasal Dayanağı Belirsiz”
Sendikalar, soruşturmanın hukuki temelini sorguladı.
Ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Komitenin Genel Sekreterine yönelik usulsüzlük iddialarını içeren anonim mektupların kaynağını araştırmak için kullanılan hukuki dayanağın herhangi bir yasal temeli olduğunu bilmiyoruz.”
Sendikalar, geniş soruşturma yetkileri ile belirsiz hukuki dayanağın birleşiminin kabul edilemez olduğunu savundu.
Ayrıca Ombudsman’a 26 Mayıs'ta başvurduklarını da bildirdiler.
Çalışan temsilcilerine göre kurum yönetimi, iddiaların içeriğini araştırmak yerine ihbarcının kimliğini ortaya çıkarmaya odaklandı.
“İhbarcılar Ağır Bedeller Ödeyeceklerine İnanıyor”
Şikâyetçi sendikalardan biri olan Renouveau & Démocratie adına konuşan Cristiano Sebastiani, yaşananların Avrupa kurumlarında çalışan memurların ihbarcılık konusunda neden çekingen davrandığını gösterdiğini söyledi.
Sebastiani’ye göre birçok AB çalışanı:
- Usulsüzlükleri bildirirse kariyerinin zarar göreceğine,
- Misillemeye uğrayacağına,
- Sağlığının bile olumsuz etkilenebileceğine
inanıyor.
Sebastiani şöyle konuştu:
“Çalışanlar, ihbarda bulunmaları halinde çok ciddi sonuçlarla ve kariyerlerine yönelik misillemelerle karşılaşacaklarına inanıyorlar. Gerçek ve etkili bir koruma mekanizmasının bulunmadığını düşünüyorlar.”
Ombudsman İnceleme Başlattı
AB kurumlarında kötü yönetim uygulamalarını incelemekle görevli olan Teresa Anjinho’nun sözcüsü, resmî şikâyetin alındığını doğruladı.
Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Şu anda başvuruyu inceliyoruz. Ardından kabul edilebilir olup olmadığına karar verilecek. Bu, aldığımız tüm şikâyetlerde uygulanan standart prosedürdür.”
Henüz Ombudsman tarafından soruşturma açılıp açılmayacağı konusunda karar verilmiş değil.
OLAF Gerekçesi
EESC Başkanı Boland ve ekibi ise güvenlik görevlilerine verilen geniş yetkilerin, dosyanın Avrupa Birliği’nin yolsuzlukla mücadele kurumu olan European Anti-Fraud Office’a (OLAF) eksiksiz şekilde aktarılabilmesi amacıyla gerekli olduğunu savunuyor.
Yönetim, soruşturmanın kurum içindeki usulsüzlük iddialarını tam olarak aydınlatmaya yönelik olduğunu ileri sürüyor.
Dikkat Çeken İroni
Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise EESC’nin aynı dönemde Avrupa Birliği'nin ihbarcıları koruma direktifine ilişkin bir değerlendirme çalışması yürütüyor olması.
AB kurumlarına bağlayıcı olmayan politika tavsiyeleri sunan EESC, bir yandan ihbarcı koruma mevzuatını incelemeye hazırlanırken, diğer yandan kendi bünyesinde bir ihbarcının kimliğini ortaya çıkarmaya yönelik yöntemler nedeniyle eleştirilere maruz kalıyor.
Bu durum, kurumun uygulamaları ile savunduğu ilkeler arasındaki tutarlılık konusunda yeni tartışmaların kapısını aralamış durumda.
Euractiv