GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 45,0450 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.285,32 ₺ BTC: 3.478.304 ₺ 🇺🇸USD: 45,0450 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.285,32 ₺ BTC: 3.478.304 ₺ 🇺🇸USD: 45,0450 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.285,32 ₺ BTC: 3.478.304 ₺
25 Nisan 2026 - 21:01

info@turkglobalmedia.com

Avrupa yapay zeka çağında sanayi devlerini koruyabilecek mi?

Avrupa yapay zeka çağında sanayi devlerini koruyabilecek mi?

Analiz
25.04.2026 18:15
TGM Haber Merkezi

Siemens, AB düzenlemelerinin sanayi devlerini ABD ve Çin’e ittiği uyarısında bulundu.

Bu haberi paylaş:

‘Trump etkisi’ vergi indirimleri ve deregülasyonlar fabrikaları kaçırırken, Avrupa veri kuralları ile çiplerde hız–egemenlik ikilemi konusunda kritik bir tercih yapmak zorunda.

Bu hafta sosyal medyada, Roland Busch’un yaptığı açıklama geniş yankı buldu.

Siemens CEO’su Busch, şirketin Avrupa Birliği’nde karşılaştığı düzenleyici yükler nedeniyle Çin ve ABD’ye yatırım yapmanın daha mantıklı olduğunu düşündüğünü söyledi.

“Endüstriyel ve makine verilerini kişisel verilerle aynı şekilde ele almak anlamsız… Beni geri tutan bir ortamda neden yatırım yaptığımı hissedarlarıma açıklayamam,” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, yalnızca Avrupa’nın yapay zekâ düzenlemeleri ve devam eden müzakereler çerçevesinde değil, aynı zamanda hâlâ hem küçük hem de büyük şirketler için önemli bir engel oluşturan veri düzenlemeleri bağlamında da değerlendiriliyor.

“Trump etkisi”: Avrupa’nın sanayisini elde tutma sınavıA

Avrupa’nın sanayi devlerini kaybetme riski giderek daha somut hale geliyor. 

ABD’de deregülasyon politikaları, yerli üreticilere sağlanan vergi avantajları ve sürekli gündemde olan yeni gümrük tarifesi tehditleri, Avrupalı şirketleri yatırımlarını çeşitlendirmeye yöneltiyor. 

Bu stratejinin temel amacı ise ABD pazarına erişimi korumak.

ABD Başkanı Donald Trump, 2025 Dünya Ekonomik Forumu'nda “Dönemimizde, dünyada istihdam yaratmak, fabrika kurmak ya da bir şirket büyütmek için eski güzel ABD'den daha iyi bir yer olmayacak” sözlerini dile getirdi.

ABD, ülkeye yatırım yapmayı planlayan tüm küresel şirketlerin kaydını tutuyor ve “Trump etkisi” listesinde şimdiden 15 AB şirketi yer alıyor.

Bu yatırımların gerçekten yeni mi olduğu yoksa önceden planlanıp sadece halkla ilişkiler malzemesi olarak mı kullanıldığı belirsiz. 

  • Ancak listelere bakıldığında, Siemens Healthineers grubunun, Varian şirketinin üretim faaliyetlerini Meksika'dan Kaliforniya'ya taşımayı da içeren bir üretim genişlemesi için 150 milyon dolar yatırım yapacağı; 
  • Siemens'in ABD'deki imalat ve yapay zekâ veri merkezlerine 285 milyon dolar yatırarak 900'den fazla nitelikli üretim işi yaratacağı; 
  • Siemens Energy'nin ise şebeke ve gaz türbini ekipmanlarının ABD merkezli üretimini ölçeklendirmek ve çıraklık ile eğitim programlarını genişletmek için 1 milyar dolar yatırım yapacağı görülüyor.

Sanayi ve veriye Alman bakışı

Alman şirketleri Siemens ve SAP, Avrupa'nın büyük sanayi şirketleri için yapay zekâ ve veri kurallarının gözden geçirilmesi gereğini daha önce de kapsamlı biçimde dile getirmişti. 

Bu çağrı Alman hükümetinde yankı buldu. 

En azından söylem düzeyinde, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, pek çok alanda sadeleştirme fikrini kısa süre önce Hannover Messe'de destekledi ve sanayi için yapay zekâ kurallarına özel bir odak öne çıkardı.

Henüz gündemin ilk sıralarında olmasa da, Avrupa Veri Birliği Stratejisi'nin bir sonucu olarak Açık Veri Direktifi ile Veri Yönetişimi Tüzüğü'nü birleştirmeyi ve Kişisel Olmayan Verilerin Serbest Dolaşımı Tüzüğü'nü yürürlükten kaldırmayı amaçlayan yaklaşan Veri Yasası'na ilişkin tartışmalar, tüketici ve küçük şirketler açısından da izlemeye değer olacak.

Konsey'in ilk tutumuna dair sızıntılara bakılırsa, Avrupa sanayisi, Veri Yasası'nda sanayi oyuncularına getirilen bazı veri paylaşma yükümlülüklerinin aşırı olduğu ve bu nedenle ticari sırlarını tehdit ettiği argümanını güçlü biçimde savunuyor.

Gerçekte ise büyük sanayi şirketleri, verileri kendileri kullanmayı planlamasalar bile, bunları daha küçük, veri odaklı şirketlerle paylaşmaya ya da onlara satmaya isteksiz. 

Bu durum, Veri Birliği Stratejisi'ne ilişkin iletişimde de şöyle ifade ediliyor: “Bireysel üreticiler, ticari sırlar, mahremiyet ve rekabetle ilgili endişeler nedeniyle bu verileri paylaşma konusunda tereddütlü.”

Genel olarak, AB için sanayinin taleplerini karşılarken daha geniş bir Avrupa veri ekonomisini kolaylaştıracak bir denge bulmak zor olacak.

Bu zorluk, sadeleştirmeye karşı çıkan ve bu tür girişimleri çoğu zaman "ABD lobiciliği" diye yaftalayıp Avrupalı sanayi aktörlerinin gerçek açıklamalarını görmezden gelen siyasetçiler ve lobi grupları nedeniyle daha da büyüyor.

Yapay zekâ Gigafabrikalarının arkasındaki siyasi gerilim: Egemenlik mi, hız mı?

AB'nin Yapay Zekâ Kıtası Eylem Planı'nın temel taşlarından biri, Avrupa sanayisinin yapay zekâ geliştirme ve uygulama ihtiyaçlarını desteklemek üzere devasa hesaplama gücüne ve veri merkezlerine sahip beş Avrupa yapay zekâ Gigafabrikası kurulması.

Ancak işin püf noktası şu: Her bir Gigafabrika en az 100 bin çipi gerektirecek ve bunların büyük kısmı şu anda ABD'den geliyor. 

AB kendi çip sanayisini geliştirmek için yoğun çaba gösterse de, sektörün bu yapay zekâya uyumlu çiplere burada ve şimdi ihtiyacı var.

AB'nin, 2025'in başlarında Biden'ın Yapay Zekâ Yayılım Planı'na verdiği hızlı tepki ve Komisyon yetkililerinin ABD'den yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmesini istemesi, blokun bu çipleri henüz kendi topraklarında üretecek kapasiteye sahip olmadığını daha da net gösterdi.

AB, 2022'de Avrupa Çip Yasası'nı başlattığında iddialı bir hedef koydu: 2030'a kadar Avrupa'nın küresel yarı iletken pazar payını iki katına çıkararak yüzde 20'ye yükseltmek. 

Çip IPCEI'leri (Ortak Avrupa Çıkarı İçin Önemli Projeler) 2023'te hayata geçmeye başladı ve kabaca yüzde 25 artması öngörülen küresel talep, 2026'da tahmini çift haneli büyüme ile Avrupa sanayisini yukarı çekiyor.

Ancak yapay zekânın yükselişi ve yapay zekâya uyumlu çiplere duyulan acil ihtiyaçla birlikte AB şimdi, küresel yapay zekâ çip liderleri ile Avrupa'nın kapasitesi arasındaki farkı kapatmayı hedefleyen Çip Yasası 2.0'ı devreye alıyor. 

Sektörle yürütülen diyaloglar, AB'den en az 30 ila 60 milyar euro, Üye Devletlerden 50 ila 60 milyar euro destek gerektiğini ve özel yatırımlarla birlikte toplam hacmin 200 ila 300 milyar euroya ulaşacağını öngörüyor.

Yapay zekâ Gigafabrikalarına geri dönersek; 2026'nın başında Fransa'dan Polonya'ya uzanan bir dizi ülke, Komisyon'dan, yapay zekâ Gigafabrikalarına yönelik çağrıya çıkılmadan önce koşullar ve kurallara ilişkin daha fazla ayrıntı sunmasını istedi. 

Euractiv'in aktardığına göre, Fransa, Avrupa'daki imkânlar yeterince değerlendirilmeden yapay zekâ Gigafabrikalarının ve Avrupalı vergi mükelleflerinin parasının Amerikan çiplerinin toplu alımına gitmesinden rahatsız; Alman bakanlıkları ise bunun Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla çelişebileceğini öne sürerek konu hakkında giderek daha az konuşur hale geliyor.

Asıl dile getirilmeyen nokta, yerel çip sanayisinin büyümesini (uzun vadeli çözüm) kolaylaştırırken, acil ihtiyaçların (kısa vadeli çözüm) nasıl karşılanacağı. 

Küresel ölçekte rekabetçi sanayilere sahip ve her gün diğer yargı alanlarının yatırım çekmek için cazip tekliflerle (kimi zaman da baskıyla) üretimi taşımaya zorladığı ülkeler açısından, Avrupa'daki alternatifleri araştırma ihtimali, süreci sadece uzatabilir ve yapay zekâ Gigafabrikaları için zaten mütevazı sayılabilecek 20 milyar avroluk yatırımı seyreltebilir.

Ayrıca, Çip Yasası 2.0 ve ilave yatırımlar aracılığıyla mevcut başarılı Avrupa çip sanayisi üzerine inşa etmek, AB açısından mantıklı ve stratejik bir adım olsa da, uygulama ve finansman süreçlerinin tipik bürokrasi ağına ve farklı çıkarların çatışmasına takılması muhtemel. 

Bu da muhtemelen, Amerika ya da Asya'daki hızla boy ölçüşemeyecek yavaş bir sürece yol açacak.

 

Euro News

Yayınlanma: 25.04.2026 18:15
Ana Sayfaya Dön