GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.341.058 ₺ 🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.341.058 ₺ 🇺🇸USD: 44,6429 ₺ 🇪🇺EUR: 52,6316 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.229,21 ₺ BTC: 3.341.058 ₺
15 Nisan 2026 - 23:21

info@turkglobalmedia.com

Popülist korkusu, hükümetleri AB’nin genişlemesine karşı çıkmaya itiyor

Popülist korkusu, hükümetleri AB’nin genişlemesine karşı çıkmaya itiyor

Analiz
14.04.2026 23:58
TGM Haber Merkezi

Liderler, yeni üyelerin kabulüne ilişkin tartışmaların “Polonyalı tesisatçı” benzeri söylemleri yeniden canlandıracağından ve aşırı sağın elini güçlendireceğinden endişe ediyor.

Bu haberi paylaş:

Ursula von der Leyen’in Ukrayna’yı da kapsayan büyük ölçüde genişlemiş bir Avrupa Birliği vizyonu ciddi bir engelle karşı karşıya: Mevcut üyelerin birçoğu bu konuyu konuşmak istemiyor.

Popülistlere koz verme korkusu, her yeni ülkenin katılımı için yapılması gereken kabus gibi ulusal referandumlar ve 2004’te birliğe katılmasından bu yana Macaristan ile yaşanan sorunların yarattığı kolektif travma, bazı AB başkentlerindeki isteksizliğin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. 

Birliğe en son 2013’te Hırvasitan katılmıştı.

Yeni üyelerin kabulü, yani “genişleme”, von der Leyen’in öncülük ettiği bir süreç olarak bu ay Nicosia’da yapılması planlanan AB zirvesinin gündeminde yer alacaktı. 

Ancak liderlerin kararsızlığının bir işareti olarak, hazırlık sürecinde yer alan bir üst düzey yetkiliye göre artık gündemde yer alması pek olası görünmüyor. 

Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Benjamin Haddad, “Genişleme, başarısı ve güvenilirliği için zorlu ve liyakate dayalı kalmalıdır” dedi.

Hükümetler arasındaki en büyük endişe, yeni üyeliklerin ulusal tartışmaya açılması halinde siyasi geri tepme riski. 

Sürece dahil olan üç diplomat ve bir üst düzey AB yetkilisine göre bu durum liderler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. 

Diğerleri gibi bu kaynaklar da gizli yürütülen görüşmeleri konuşabilmek için anonim kalma şartıyla konuştu.

2004 yılında Varşova’nın birliğe katılımı öncesinde birçok AB ülkesinde yaşanan ve ucuz Polonyalı işçilerin Batı Avrupa’daki yüksek ücretli işleri elinden alacağı yönündeki “Polonyalı tesisatçı” tartışmasının yeniden yaşanması da başkentlerdeki kaygılar arasında.

Orta büyüklükte bir AB ülkesinden bir diplomat şöyle konuştu: 

“Polonyalılar hakkında duyduğumuz yarı popülist, yarı yabancı düşmanı argümanların aynısını Ukraynalılar ve diğer aday ülkeler için de duymamız muhtemel. Bu insanlar kim? Kulübümüze gelip ne yapacaklar? İşlerimizi mi alacaklar?”

İştah yok

Bu endişe özellikle Fransa’da güçlü. Çünkü Fransa’da yasa gereği yeni bir üyenin kabulü için referandum yapılması gerekiyor. 

Özellikle Ukrayna konusunda yapılacak bir oylama, aşırı sağcı Ulusal Birlik lideri Jordan Bardella’nın 2027 başkanlık seçimlerinin ilk turunu kazanma ihtimalini güçlendirebilir.

Ancak Fransa yalnız değil. AB diplomatlarına göre Almanya, Hollanda ve Itala ile Ukrayna ve Moldova gibi ülkelerin hızlı katılım baskısını anlasalar bile, “liyakat temelli” zorlu sürecin istisnasız uygulanması gerektiğini savunuyor. 

Büyük bir Avrupa ülkesinden kıdemli bir diplomat şöyle dedi: “Elbette Volodimir Zelenski’yi zayıflatmak istemiyoruz… ama üye devletlerin çok büyük çoğunluğunun şu anda bu tartışmaya girecek bir isteği yok.”

Pazar günü yapılan seçimlerde Péter Magyar’ın zaferiyle Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarının sona ermesi, Budapeşte’nin Ukrayna üyeliğine yönelik uzun süredir devam eden itirazlarını yumuşatabileceği umutlarını doğurdu. 

Ancak Magyar, pazartesi günü yaptığı uzun basın toplantısında Kiev’in üyeliğinin “hızlandırılmasını” istemediğini belirterek selefinin tutumunu sürdürmeye hazır görünüyor.

Sıkça dile getirilen bir diğer endişe ise AB’nin Macaristan deneyimi. 

2004’te çoğu eski komünist doğu ülkelerinden oluşan 10’lu genişleme dalgasıyla katılan Macaristan, Başbakan Orbán döneminde demokrasiye zarar verdiği suçlamalarıyla sık sık gündeme geldi. 

Ayrıca Rusya ile ilişkilerini sürdürmesi ve Ukrayna’ya AB desteğini engellemesi eleştiri konusu oldu. 

Yeni üyelerin kabulü, veto yetkisini kullanabilecek yeni “Truva atı” başkentlerin ortaya çıkması riskini de beraberinde getiriyor. 

Bu nedenle Komisyon, yeni üyelerin ilk yıllarda veto hakkını sınırlamak gibi yöntemlerle süreci “Macaristan’a karşı dayanıklı” hale getirmek istiyor.

Başkentlerdeki bu temkinli atmosferin farkında olan von der Leyen, Orbán’ın yenilgisinin ardından pazartesi günü yaptığı açıklamada, AB’de oybirliği kuralının kaldırılmasını desteklediğini söyledi. 

Bu kural, tek bir ülkenin üyelik sürecini bloke edebilmesine olanak tanıyor.

Tıkanma

Tüm aşamaları neredeyse tamamlayan Montenegro bile ilerleme sağlamakta zorlanıyor. 

Üyelik anlaşmasının taslağını hazırlamaya başlamak için gerekli yetki henüz verilmiş değil. “Hâlâ müzakerelerde,” dedi ilk diplomat. 

Sürece dair konuşan üç Karadağlı yetkili ise ilerleme eksikliğinden duydukları hayal kırıklığını dile getirdi ve engel olarak Fransa’yı işaret etti. 

Fransız yetkililer ise bu görüşe karşı çıkarak daha geniş bir tartışma gerektiğini savundu.

Bu çıkmaz özellikle Ukrayna için de sorunlu. Çünkü Kiev, AB üyeliğini gelecekteki Rus saldırganlığına karşı bir güvenlik garantisi olarak görüyor. 

Rusya ile yapılabilecek bir barış anlaşması, Ukraynalı seçmenler için 2027 gibi erken bir tarihte üyelik perspektifini bir teşvik olarak içerebilir.

Ancak AB ülkeleri, Ukrayna’nın önümüzdeki yıl kabul edilmesine karşı çıktı. 

Mart ayı başında yapılan bir akşam yemeğinde büyükelçiler, üyelik sürecini hızlandıracak radikal önerilere güçlü şekilde karşı çıktı.

Ukrayna’nın en güçlü destekçileri olan İsveç ve Danimarka ise müzakerelerin gelecek yıl sonuna kadar tamamlanması için baskı yapıyor. 

Ancak üyelik anlaşması müzakerelerinin başlatılması için büyük AB ülkelerinin onayı gerekiyor — ve bu kolay görünmüyor.

Üst düzey AB yetkilisi, “Henüz o noktada değiliz,” dedi.

 

Politico

Yayınlanma: 14.04.2026 23:58
Ana Sayfaya Dön