GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 49,2611 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.873,61 ₺ ₿BTC: 4.249.211 ₺ 🇺🇸USD: 49,2611 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.873,61 ₺ ₿BTC: 4.249.211 ₺ 🇺🇸USD: 49,2611 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.873,61 ₺ ₿BTC: 4.249.211 ₺
05 Ekim 2026 - 05:41

info@turkglobalmedia.com

Köşe Yazıları

Bir Kap Su, Bir Avuç Vicdan

04.10.2026 13:25
TGM Haber Merkezi
13 okunma
Bir Kap Su, Bir Avuç Vicdan

Prof. Dr. Cem GÜZELOĞLU, "Dünya sokak Hayvanları Günü için özel bir saygı duruşu gösterdiği vefa yazısında, Sevgiyi, merhameti, empatiyi ve Dünya'da var olan tüm yaşam üzerindeki evrensel hakların değerini” TGM için kaleme aldı… Keyifli Okumalar.....

Bu haberi paylaş:

Tarih 4 Ekim. Takvimlerde adı “Dünya Hayvanları Koruma Günü” olarak geçiyor. Ama doğrusu ben bu günü uzun zamandır bir kutlama günü gibi göremiyorum.

Çünkü insan, koruyamadığı bir şeyin gününü kutlayamaz.

Son yıllarda ne zaman bir hayvan haberi görsem içimde aynı soru yankılanıyor:

Ne oldu bize?

Ne zaman bu kadar uzaklaştık merhametten?

Ne zaman bir kedinin korkusunu, bir köpeğin açlığını, yaralı bir kuşun çaresizliğini göremez olduk?

Oysa bu toprakların hafızasında başka hikâyeler vardı.

Atının mezarına ağıt yakan bozkır insanı vardı.

Kurdun cesaretini destanlaştıran Türkler vardı.

Turnayı sadakatin sembolü yapanlar vardı.

Geyiği kutsal kabul edenler, kuşlar için vakıflar kuranlar, camilerin duvarlarına kuş evleri inşa edenler vardı.

Osmanlı şehirlerinde yalnız insanlar değil, kediler, köpekler, leylekler ve güvercinler de hayatın bir parçasıydı.

Çünkü ecdadımız medeniyeti yalnız insanlar için kurmuyordu.

Can taşıyan her varlık için kuruyordu.

Bugün ise bazen bir sokak köpeğinin gözlerindeki korkuyu görüyorum.

Bazen bir kedinin ürkek bakışlarına rastlıyorum.

Ve düşünüyorum:

Acaba biz ilerledik mi?

Yoksa bir yerlerde insanlığımızdan bir şeyler mi eksildi?

Eros’u hatırlıyorum.

Bir asansörde dakikalarca süren şiddetin sonunda hayatını kaybeden o masum kediyi…

Cezve’yi hatırlıyorum. Eros’u hatırlıyorum, Karamel”i… ve daha nicesi…. adını hatırlayamadığım hatta belki adı bile olmayan o güzel varlıkları…adını belki hiç duymamış olsak da insan eliyle canı alınan, korku içinde son nefesini veren hayvanları hatırlıyorum….tek günahları vicdanı olamayan “insanlara” denk gelmeleriydi…

Sosyal medyada birkaç gün konuşulup unutulanları…

Bir çukurun içinde bulunanları…

Zehirlenenleri…

Yakılanları…

Vurulanları…

Tekmelenenleri…

Sessizce ölüp gidenleri…

Onlar konuşamadılar.

Kendilerini savunamadılar.

Mahkemelerde ifade veremediler.

Televizyon ekranlarında gözyaşlarını anlatamadılar.

Ama acı çektiler.

Hem de bizim yüzümüzden.

Bazen bir hayvanın gözlerine uzun uzun bakarım.

Orada öfke görmem.

Kibir görmem.

Hesap görmem.

Çıkar görmem.

Sadece saf bir güven görürüm.

Belki de bu yüzden bir hayvanın gözlerine baktığımda Allah’ın varlığını daha derinden hissederim.

Çünkü o masumiyeti insanın üretmesi mümkün değildir.

Bir kedinin mırıltısında, bir köpeğin sadakatinde, yavrusunu koruyan bir kuşun telaşında yaratılışın sessiz mucizesi vardır.

İnsan çoğu zaman kendisini dünyanın efendisi zannediyor.

Oysa biraz durup düşünelim.

Karanlıkta bir baykuş kadar göremiyoruz.

Bir köpek kadar koku alamıyoruz.

Bir kartal kadar uzağı seçemiyoruz.

Bir geyik kadar hızlı koşamıyoruz.

Bir kurt kadar güçlü dişlerimiz yok.

Bir ayı kadar kuvvetli değiliz.

Bizi diğer canlılardan üstün kılan şey yalnızca aklımız değildir.

Vicdanımızdır.

Eğer vicdanımızı kaybedersek, geriye sadece daha güçlü bir hayvan kalır.

Medeniyet dediğimiz şey gökdelenler değildir.

Teknoloji değildir.

Zenginlik değildir.

Medeniyet, kendisinden daha güçsüz olana nasıl davrandığındır.

Bir çocuk ağladığında ne yaptığındır.

Bir yaşlı düştüğünde ne yaptığındır.

Ve bir hayvan aç kaldığında ne yaptığındır.

Belki dünyayı değiştiremeyiz.

Belki bütün sokak hayvanlarını kurtaramayız.

Ama bir kap su koyabiliriz.

Bir kap mama bırakabiliriz.

Soğuk bir gecede bir canlıya sığınacak bir köşe hazırlayabiliriz.

Bir çocuğa hayvan sevgisini öğretebiliriz.

Çünkü iyilik bazen büyük şeylerle başlamaz.

Bazen bir tas suyla başlar.

Bugün 4 Ekim.

Ben bu günü kutlamaktan çok hatırlamak istiyorum.

Aynı gökyüzünün altında yaşadığımız canlıları…

Bizim merhametimize muhtaç olan dostlarımızı…

Ve en önemlisi de insan olmanın yalnızca düşünmek değil, hissetmek olduğunu…

Daha vicdanlı bir Türkiye’nin, daha merhametli bir dünyanın ve hayvanların korkmadan yaşayabildiği yarınların umuduyla…

Bir kap suyun, bir avuç mamadan çok daha fazlası olduğunu unutmayalım.

Çünkü bazen bir canı yaşatan şey, yalnızca biraz merhamettir.

 

 

Prof.Dr. Cem GÜZELOĞLU

Yayınlanma: 04.10.2026 13:25
Ana Sayfaya Dön