Yerel araçlara yönelim, değişen jeopolitik ortamda ABD platformlarına bağımlılık konusundaki artan kaygıları yansıtıyor.
Fransa’nın bu hafta milyonlarca devlet çalışanını Zoom ve Microsoft Teams’e yerli bir alternatif kullanmaya yönlendirme hamlesi, Avrupa hükümetlerinin ABD’li Büyük Teknoloji şirketlerinden bağımsızlaşma çabasındaki onlarca yıllık sürecin son halkasını oluşturuyor.
Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, perşembe günü bakanlıklara gönderdiği bir mektupla, yıl sonuna kadar görüntülü görüşmelerin kurum içinde geliştirilen bir Zoom alternatifi olan Visio üzerinden yapılması talimatını verdi.
Lecornu, “Kamusal elektronik iletişimin güvenliğini, gizliliğini ve dayanıklılığını garanti altına almak için, devletin kontrolünde, egemen teknolojilere dayalı, birleşik bir görüntülü konferans çözümünün hayata geçirilmesi zorunludur,” diye resmi yazı yazdı.
Fransız hükümeti, Elon Musk’ın Starlink internet hizmetine rakip olarak görülen grubun stratejik niteliğini gerekçe göstererek, uydu operatörü Eutelsat’ın yer istasyonu anteni işini özel sermaye şirketi EQT’ye satmasını engelledi.
Avrupalıları Microsoft, Google ve Amazon gibi şirketlerden yerel seçeneklere geçmeye ikna etme çabaları uzun süredir zorlanırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politikasına ilişkin yenilenen endişeler, sözde bir “teknolojik ayrışma” çağrılarına yeni bir aciliyet kazandırdı.
Bu durum, Avrupa hükümetlerinin iletişim uygulamalarından bulut sağlayıcılarına, uydulardan yapay zekâya kadar yerel alternatifleri teşvik etme yönündeki yeni girişimlerini körükledi.
Fransa’nın bu haftaki adımları, Avrupa Parlamentosu’nun birkaç gün önce üye devletlere, mümkün olan yerlerde Avrupa dijital ürün ve hizmetlerinin tedarikini kolaylaştırarak “Avrupa teknolojik egemenliğini güçlendirme” çağrısı yapan bir kararı kabul etmesinin hemen ardından geldi.
Parlamentonun raporuna göre AB, dijital hizmetler ve altyapının yüzde 80’inden fazlası için hâlâ AB dışı ülkelere — ağırlıklı olarak ABD’ye — bağımlı.
On yıllardır, bulut bilişim, mesajlaşma ve kurumsal yazılımların Avrupa versiyonlarını yaratma çabaları, insanların ve şirketlerin çoğu zaman daha zayıf ya da kullanışsız olan alternatiflere geçmek istememesi nedeniyle başarısız oldu.
Başarılı örneklerin sayısı az ve çoğunlukla parça parça ilerledi. Örneğin ekim ayında, Almanya’nın Schleswig-Holsteineyaleti, yaklaşık 40 bin devlet çalışanının e-posta hesaplarını Microsoft Exchange ve Outlook’tan açık kaynaklı alternatiflere taşıyarak bunu “dijital egemenlik için bir dönüm noktası” olarak kutladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, teknolojiden silah sistemlerine kadar pek çok alanda Avrupa’nın ABD’den daha bağımsız hâle gelmesinin en güçlü savunucularından biri oldu.
Macron, yerel bulut bilişim sağlayıcılarını ve Avrupa’nın yapay zekâda ABD ve Çin hâkimiyetine karşı nadir dayanaklarından biri olarak görülen Paris merkezli yapay zekâ şirketi Mistral’i destekledi.
Şimdi ise Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı işgal etme tehditleri, Avrupa’nın Silikon Vadisi’ne bağımlılığının büyük bir ekonomik yük hâline gelebileceği bir ticaret savaşı ihtimalini gündeme getirdi.
Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) araştırma direktörü Francesca Musiani, “Bugün değişen şey, sorunun niteliğinden çok, bunun aniden somutlaşma olasılığıdır: ülke dışı yaptırımlar, erişim kısıtlamaları, düzenleyici şantaj,” dedi.
“Bu bağlamda ayrışma, teorik bir varsayım olmaktan çıkıp bir risk yönetimi senaryosu hâline geliyor.”
Fransa’nın kendisi de, Jacques Chirac’tan Macron’a kadar cumhurbaşkanları tarafından büyük tantanayla ilan edilip sonunda kamu parasının ve zamanının israfı olduğu ortaya çıkan, devlet destekli teknoloji girişimlerinin başarısızlıklarla dolu bir geçmişine sahip.
2008’de Fransa ve Almanya, Google ve Yahoo’ya egemen bir alternatif olarak lanse edilen yerli arama motoru Quaero’yu geliştirmek için yüz milyonlarca avro harcadı; ancak beş yıl sonra projeyi kapattı. Google’ın Avrupa’daki arama pazar payı hâlâ yaklaşık yüzde 90.
Daha sonra Paris, ABD’li bulut sağlayıcılarının Fransız kullanıcı verilerinin Avrupa’da kalmasını ve ABD kolluk kuvvetleri ya da istihbaratının erişimine karşı korunmasını garanti edemeyeceğini savunarak, telekom grupları Orange ve SFR liderliğinde iki rakip projeyi destekleyerek “egemen bir bulut” geliştirmeyi teşvik etmeye çalıştı.
Yine de hizmetler yeterince iyi olmadığı için benimsenme sınırlı kaldı; bunun üzerine hükümet, kamu sektörü ve şirketler için ABD ve diğer yabancı ürünleri daha güvenli hâle getirmek amacıyla düzenleyici değişikliklere yöneldi.
Londra merkezli Phoenix Court’ta teknoloji yatırımcısı Saul Klein, ülkelerin Avrupa’nın sektörün bir sonraki cephelerinde güçlü oyunculara sahip olmasını sağlamak için birlikte çalışması gerektiğini söyledi ve Hollandalı çip ekipmanı devi ASML’nin geçen yıl Mistral’e yaptığı 1,3 milyar avroluk yatırımı örnek gösterdi.
“Fransız bir Zoom’un anlamını görmüyorum. Herhangi bir egemen devletin, tek başına Amerikan ya da Çinli bir alternatife bilimsel ya da teknolojik olarak rakip olabilecek bir şey yapması pek olası değil… Bir sonraki mücadele alanları için savaşmak gerekiyor.” dedi.
Araştırma şirketi IDC’ye göre Avrupalı şirketler, 2024’te bulut bilişim altyapısına yaptıkları toplam 25 milyar dolarlık yatırımların yaklaşık yüzde 80’ini, Avrupa verilerini yerelde depolama taahhütlerini artırmış olan en büyük beş ABD’li bulut sağlayıcısına harcadı.
Fransa Kamu Hizmeti’nden sorumlu genç bakan David Amiel, yaptığı açıklamada, ülkenin ekonominin genelinde bağımlılıkları azaltmayı ifade eden Cumhurbaşkanı Macron’un “stratejik özerklik” hedeflerine, Avrupalı şirketlerin daha fazla teknoloji sağlamasına yönelik yenilenmiş bir itme olmadan ulaşamayacağını söyledi.
“Avrupa dışı araçlara olan bağımlılığımızdan kurtulmalıyız ama kalite standartları en üst düzeyde olmalı; aksi hâlde başarısız olurlar.” dedi.
Amiel’in bakanlığı tarafından pilot olarak yürütülen Visio projesinin uzun vadeli hedefi, kamu sektörü için zamanla Microsoft Office ya da Google Suite’in yerini alabilecek daha fazla araç geliştirmek.
Geçen yıl, şu anda yaklaşık 300 bin kullanıcısı bulunan ve WhatsApp ya da Signal’in yerini almayı hedefleyen Tchap adlı kurum içi güvenli mesajlaşma uygulaması da başlatıldı.
Amiel, bazı uygulamaların Avrupa teknoloji şirketleriyle ortaklık içinde yapılacağını, hükümetin her şeyi tek başına geliştirmeyeceğini söyledi.
Bu arada, bir askeri yetkili FT’ye, “Daha bağımsız olmak istiyorsak, başlangıçta kullanışlı olmasa bile bunu yapmamız gerekiyor,” derken; bir başka çalışan ise daha eleştireldi: “Tchap’ten nefret ediyorum ve zaten kontrol etmem gereken yeterince uygulama var!” diyerek çatışmalı süreci açıklamış oldu.
Financial Times