Kıtanın liderlerini bir araya getirecek yeni bir yapı, Avrupa’nın kriz anlarında daha hızlı ve kararlı hareket etmesini sağlayabilir. Ancak plan siyasi açıdan hâlâ tartışmalı.
Donald Trump’ın Grönland’a yönelik doymak bilmeyen iştahı, Avrupa’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi*’ne benzer bir yapı kurması fikrine yeniden hayat veriyor.
*Kriz zamanlarında üst düzey liderlerin hızla harekete geçebileceği bir forum.
AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius geçen hafta yaptığı açıklamada, “Avrupa’nın en önemli savunma meselelerini tartışmak için uygun, birleşik bir liderlik platformumuz yok. Bu fikri gerçeğe dönüştürmek artık acil bir görev.” dedi.
Alman Yeşiller Partisi’nden Avrupa Parlamentosu milletvekili ve grubun başkan yardımcısı Sergey Lagodinsky, Avrupa’nın “büyük altılısının” — Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Polonya ve Birleşik Krallık — liderlerini, daha küçük ülkeler için iki dönüşümlü koltuk ve Avrupa Parlamentosu Başkanı ile bir araya getirecek bir konsey öneriyor.
“Bunu çoktan kurmuş olmamız gerekirdi,” diyen Lagodinsky, şöyle devam etti: “Grönland’a bakın… 27 [ülkenin] bir işgalin barışımız için tehdit olduğuna karar vermesini bekleyemeyiz. Kararları daha hızlı almak için sürekli ve kolayca toplanabilen, Avrupa Birliği’nin ‘stratejik kokpiti’ olacak bir birime ihtiyacımız var.”
Lagodinsky, Avrupa Parlamentosu’nda bir karar tasarısı için partiler üstü destek toplamayı planlıyor.
Konsey, yeni bir hükümetler arası anlaşma kapsamında kurulacak. Bu, yapıyı AB hukukuyla uyumlu kılarken savunma politikalarında üye ülkelerin oybirliği şartını da devre dışı bırakacak ve Birleşik Krallık gibi AB üyesi olmayan ülkelerin katılımına olanak tanıyacak.
Bu yeni bir fikir değil; ancak geçmişte böyle bir kurum oluşturma girişimleri, savunma alanındaki sıkı şekilde korunan yetkilerinden vazgeçmek istemeyen ülkeler tarafından engellenmişti.
Fakat Trump yönetimindeki öngörülemez bir ABD ve Vladimir Putin yönetimindeki tehlikeli bir Rusya, bu konuyu yeniden güçlü biçimde gündeme taşıdı.
Cumartesi günü Trump’ın, Grönland’a sınırlı asker konuşlandırılması nedeniyle sekiz Avrupa ülkesine yüzde 10 gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmesi, Avrupa’nın tepki kapasitesini daha iyi koordine etme fikrine yeni bir ivme kazandırdı.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez pazar günü, “Bu durum karşısında Avrupa, entegrasyon sürecini ilerletmeli ve gerçekten ortak bir savunma kapasitesiyle donanmalıdır ve bunun için 27 üye devletin tamamının oybirliğine ihtiyacımız yok.” dedi.
İlk kez 1980’lerde gündeme gelen Avrupa Güvenlik Konseyi fikrinin çeşitli versiyonları o tarihten bu yana defalarca önerildi ve reddedildi.
2003 Irak Savaşı sırasında AB içindeki bölünmenin ardından yeniden ortaya çıkan fikir, 2017’de eski AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından tekrar canlandırıldı; ancak bu girişim de Birleşik Krallık’ın isteksizliği nedeniyle başarısız oldu.
Bir Avrupa Güvenlik Konseyi, tüm 27 AB ülkesinin liderlerini bir araya getiren Avrupa Konseyi’nden farklı tasarlanacak. Tüm liderleri tek bir yönde hizalamanın siyaseti son derece zahmetli görülüyor.
NATO ise oybirliği esasına dayanıyor ve ABD’nin en büyük söz hakkına sahip olması, Trump’tan kaynaklanan tehditlerle başa çıkmasını büyük ölçüde etkisiz kılıyor.
Baskı artıyor
Şimdilik Lagodinsky’nin girişiminin hukuki bağlayıcılığı yok; ancak Avrupa Parlamentosu’ndaki diğer gruplardan destek görüyor.
Parlamento’nun savunma komitesinde görev yapan liberal Renew grubundan Fransız milletvekili Nathalie Loiseau, “Şu anda güvenliğimiz tehdit altında,” diyerek, “Ne kadar çok koordine olur ve birlikte hareket edersek o kadar iyi,” dedi.
Merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nden, savunma komitesi üyesi Belçikalı milletvekili Wouter Beke ise şunları söyledi:
“Kıtamız için varoluşsal güvenlik tehditlerinin yaşandığı bu dönemde, daha çevik ve esnek hareket edebilmeliyiz. Trump ve yönetiminin şüpheli adımlarıyla şekillenen bu yeni koşullar, daha güçlü bir işbirliğini zorunlu kılıyor.”
Beke, kurulacak herhangi bir yeni kurumun “Macaristan gibi ülkeler tarafından rehin alınamayacak” şekilde tasarlanması gerektiğini de ekledi.
Bazı başkentler de bu süreçte bir fırsat görüyor. Anonimlik koşuluyla konuşan iki AB diplomatı, mevcut şartlarda Avrupa Güvenlik Konseyi tartışmasını başlatmanın makul olacağını söyledi.
Ancak şüpheci olanlar da var. Özellikle ABD ile ilişkiler söz konusu olduğunda, İtalya ve Fransa gibi ülkeler “coğrafi olarak da siyasi olarak da farklı,” diyen Londra merkezli Royal United Services Institute düşünce kuruluşundan kıdemli uzman Ed Arnold, bu durumun kurulacak yapıyı, üzerinde uzlaşılsa bile, yalnızca bir “konuşma kulübüne” dönüştürme riski taşıdığını belirtti.
Ayrıca, kalıcı karar alma yetkisine sahip olmayacak orta ölçekli ülkeler için de bu yapı zor bir satış olacaktır.
Bir AB diplomatı, “Hiçbir hükümet, ordusu ve savunması üzerindeki egemen yetkisini başka ülkelere devretmez,” dedi.
AB ve Dünya, yeni değişen kurallar ve yakın gelecekte oluşabilecek problemler için ortak tavır gerçekleştirmek adına küresel kurumların etkinlik kazanması için mücadeleye devam edecek gibi gözüküyor.
Politico