GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 49,2611 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.873,61 ₺ ₿BTC: 4.067.897 ₺ 🇺🇸USD: 49,2611 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.873,61 ₺ ₿BTC: 4.067.897 ₺ 🇺🇸USD: 49,2611 ₺ 🇪🇺EUR: 55,2486 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.873,61 ₺ ₿BTC: 4.067.897 ₺
10 Ekim 2026 - 02:16

info@turkglobalmedia.com

Köşe Yazıları

İzmir’in Oyu Kimsenin Cebinde Değildir

09.10.2026 13:10
TGM Haber Merkezi
15 okunma
İzmir’in Oyu Kimsenin Cebinde Değildir

Kentbilimci ve Siyasal İletişim Uzmanı Dr. Ahmet GÜLER, "İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde yaşanan parti değiştirme konusunu ve yaşanan krizin temel göstergeleri ile çözüm önerilerini" TGM için kaleme aldı.. Ketyifli okumalar.

Bu haberi paylaş:

31 Mart 2024 akşamı İzmir sandığa gitti ve tercihini açıkça ortaya koydu. 

1 milyon 287 bin İzmirli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Cemil Tugay’a oy verdi. Bu oy bir kişiye verilmiş açık çek değildi; bir siyasi çizgiye, bir dünya görüşüne, bir kente dair ortak bir iradeye verilmiş emanetti. İzmirliler “Şehrimizi bizim adımıza, bizim değerlerimizle yönet” dedi.

7 Ekim 2026’da ise o emanet, Ankara’da bir salonda, bir rozetle birlikte başka bir partiye teslim edildi.

Cemil Tugay, 23 yıldır İzmir’de tek bir seçim kazanamamış AK Parti’ye geçti. Sandıkta İzmir’i bir türlü alamayan iktidar partisi, şehri bir gecede tek bir kişinin imzasıyla “yönetir” hale geldi. 

Bunun adı siyasi tercih değildir. Bunun adı seçmen iradesine el koymaktır. Burada tabi başka bir vebal daha var onları aday gösteren parti yetkilileri de aynı derecede sorumludur. 

Söz verilmişti, söz tutulmadı

Unutulmasın: Tugay, aylarca bu iddiaları en sert dille reddetti. Haziran’da CHP’den istifa ettiğinde bağımsız kalacağını, kurulacak yeni partiye geçeceğini söyledi. Bir dönem “AK Parti’ye katılırsam eşim beni boşar” diyecek kadar kesin konuştu. 

Basın danışmanlığı, AK Parti üyelik formu iddialarını yalanladı. Sonra 30 Eylül’de Beştepe’ye gidildi, bir hafta sonra rozet takıldı. Bir yandan “asla” denirken öte yandan pazarlık masası kurulmuşsa, İzmirli kime ve neye inanacak?

Rozet töreninde dile getirilen gerekçe tanıdıktır: “Hizmet.” Sanki İzmir, hizmet alabilmek için iradesinden vazgeçmek zorundaymış gibi. Sanki belediyeler, iktidara biat etmedikçe hak ettikleri kaynağa ulaşamayacakmış gibi. Bu gerekçe, aslında itiraftır: Türkiye’de yerel yönetimin, merkezi iktidara boyun eğmediği sürece cezalandırıldığının itirafı.

Tek bir kişi, bir milyon iradeyi taşıyamaz

Asıl sorun Cemil Tugay’ın şahsından büyüktür. Seçmen, partiye ve onun adayına oy verir. Bir aday, bu oyu kendi kişisel mülkü sayıp seçmenin asla seçmeyeceği bir siyasi çizgiye götürebiliyorsa, ortada temsili demokrasi değil, oy emanetinin istismarı vardır.

Son iki yılda bunu defalarca gördük. Farklı partilerden seçilen çok sayıda belediye başkanı birer birer iktidar partisine geçti. Aynı dönemde muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar, davalar art arda geldi. Seçilmiş başkanlar ya cezaevinin ya da rozetin önüne konuldu. 

Bu tablo karşısında İzmir’in demokratik kitle örgütleri, barosu, tabip odası, sendikaları sokağa çıktı ve haklı olarak şunu söyledi: Bu, bireysel tercih değil, seçmen iradesinin bir başka partiye transferidir.

Bir ülkede yargı, siyasi rakipleri hizaya sokmanın aracı gibi görünmeye başlamışsa; bir belediye başkanının önüne “ya bu taraf ya o taraf” seçeneği konulabiliyorsa, orada sandığın anlamı aşınır. Ve ne yazık ki bugün Türkiye’de bu gidişe dur diyecek bağımsız bir denge mekanizması işlemiyor.

İzmir bunu kabul etmez

İzmir, Kurtuluş’un, Cumhuriyet’in ve laik, demokratik değerlerin kentidir. Bu kentin insanı neye oy verdiğini bilir. Unutulmamalıdır ki Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluk hâlâ seçmenin sandıkta belirlediği tablodadır. Bir rozet, başkanlık makamının siyasi rengini değiştirebilir; ama İzmirlinin iradesini değiştiremez.

Yasa değişmeli: Parti değiştiren makamını bırakmalı

Bu yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki seçim kanunları acilen değişmelidir. Önerim açıktır:

  • Bir partiden seçilen belediye başkanı, görev süresi içinde kendi tercihiyle başka bir partiye geçerse başkanlığı düşmeli ve o kentte derhal ara seçim yapılmalıdır.
  • Aynı ilke milletvekilleri için de geçerli olmalı; partisinden seçilip başka partiye geçen vekilin vekilliği sona ermelidir.
  • Bağımsızlaşma ile karşı partiye geçiş arasındaki fark hukuken tanımlanmalı; seçmenin oyu, seçilmiş kişinin pazarlık sermayesi olmaktan çıkarılmalıdır.
  • Böyle önemli makamlara aday teklifi partilerdeki üç-beş politbüro üyesi tarafından değil, ön seçimle belirlenmelidir.

Pek çok demokratik ülkede “seçmene karşı sadakat” ilkesi böyle korunur. Türkiye’de de korunmalıdır. Çünkü oy, verildiği anda kişiye değil, sözleşmeye aittir. Sözleşmeyi bozan, makamı da bırakmalıdır.

Son söz

Cemil Tugay bugün rozetini taktı. Ama İzmirliler de hafızalarına bir not düştü. Sandık bir gün yeniden kurulacak ve o gün emanete ihanet edenlerin hesabı, İzmir’in kendi diliyle, kendi iradesiyle sorulacaktır.

İzmir’in oyu kimsenin cebinde değildir. Hiç olmadı, olmayacak.

 

 

Dr. Ahmet GÜLER

Yayınlanma: 09.10.2026 13:10
Ana Sayfaya Dön