Cumhurbaşkanı aday belirleme süreci geniş çaplı tepkiye yol açtı.
Avrupa Birliği yanlısı Macaristan hükümeti, Cumhurbaşkanlığı aday belirleme sürecindeki başarısızlığın Başbakan Péter Magyar’a olan desteği zedelemesinin ardından ilk siyasi gerilemesini yaşıyor.
Temmuz ayında yayımlanan Medián anketine göre, AB yanlısı Tisza Partisi’nin desteği mayıs ayındaki %61 seviyesinden %57’ye gerilerken, eski başbakan Viktor Orbán’ın ulusal-muhafazakâr Fidesz partisi ise %19’a yükseldi.
Ayrı bir Publicus anketi ise Magyar’ın başbakanlığa uygunluk oranının aynı dönemde %72’den %62’ye düştüğünü ortaya koydu.
Bu gerileme büyük ölçüde “Judit Polgár olayı” ile ilişkilendiriliyor. Eski Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’un görevden ayrılmasının ardından Magyar, dünyaca ünlü satranç büyükustası Judit Polgár’ı cumhurbaşkanlığı için hızla aday gösterdi. Ancak Polgár, bölünmüş bir ulusu birleştirecek güce sahip olmadığını belirterek adaylığı kamuoyu önünde reddetti.
Asıl tepki ise aday belirleme sürecine yönelik oldu. Magyar, 2025 yılında doğrudan cumhurbaşkanı seçimi vaadiyle kampanya yürütmüş ve Fidesz dönemindeki, "parti kulislerinde güvenilir yoldaşların seçildiği" uygulamaya son vereceğini söylemişti. Buna karşın Judit Polgár’ı tek taraflı biçimde aday göstermesi, herhangi bir kamuoyu istişaresi içermedi.
Medián araştırmasına göre, Macarların üçte ikisi – Tisza seçmenlerinin %60’ı dâhil – vatandaşların sürece dâhil edilmemesinden memnun olmadığını ifade etti. Katılımcıların yalnızca %33’ü ise Polgár’ı uygun bir cumhurbaşkanı adayı olarak gördü.
Siyasi analistler bu süreci hükümetin ilk büyük siyasi hatası olarak değerlendiriyor.
Siyaset bilimci Gábor Török, "Düzeltme süreci ve balayı döneminin sona erdiği artık verilerle de doğrulanıyor" değerlendirmesinde bulunarak, Fidesz’in sınırlı yükselişinin partinin nisan ayındaki yenilgisinden bu yana kaydettiği ilk olumlu hareket olduğunu söyledi.
Publicus Enstitüsü Direktörü András Pulai ise cumhurbaşkanlığı sürecinin yönetimini "Tisza hükümetinin ilk önemli ve kendi hatasından kaynaklanan siyasi yanlışı" olarak nitelendirdi.
Pulai, bunun özellikle partiye daha zayıf bağlı seçmenlerin desteğini olumsuz etkilediğini ifade etti.
Magyar ise bu süreçte strateji değiştirdi. Tek bir aday açıklamak yerine, potansiyel isimleri kamuoyu önünde dile getirmeye başladı. Böylece seçmenlerin ve medyanın resmi aday gösterilmeden önce bu isimleri tartışmasına imkân tanıyor.
Geçen hafta Magyar, eski Cumhurbaşkanı Katalin Novák’ın istifasına yol açan af skandalını ortaya çıkaran insan hakları avukatı Botond Fülöp’ün adını gündeme getirdi. Ardından tarihçi Ignác Romsics’i önerdi. Ancak Fidesz’e yakın kaynaklar, Romsics’in bu görevi kabul etmeyi şimdiden reddettiğini öne sürdü.
Anayasa gereği, geçici Cumhurbaşkanı Ágnes Forsthoffer’in yerine kalıcı bir cumhurbaşkanının seçilmesi için öngörülen 30 günlük sürenin sonuna yaklaşılırken, bu atama hükümetin siyasi yönetim becerisi açısından ilk büyük sınavı hâline geldi.
Muhalefetin geri kalanı hâlâ parçalı bir görünüm sergilese de, Fidesz’in sınırlı toparlanması, partinin nisan ayındaki tarihi yenilgiye rağmen Tisza’nın hatalarından yararlanabilecek durumda olduğunu gösteriyor.
Sulyok’un yerine seçilecek cumhurbaşkanı en fazla beş yıl görev yapacak ya da Magyar’ın vaat ettiği yeni anayasa yürürlüğe girene kadar makamda kalacak. Bu nedenle yapılacak tercih hem siyasi hem de ideolojik açıdan büyük önem taşıyor.
Euractiv