Musk, bir kez daha son derece zorlu bir hedefin peşinde.
Elon Musk bu hafta, tıpkı otomotiv ve roket endüstrilerinde yaptığı gibi bir başka sektörü kökten değiştirmeye niyetli olduğunu açıkladı.
Dünyanın en zengin insanı olan Musk, yapay zekâ ve sohbet botlarının kullanımını genişletmek için, elektrik kesintilerine yol açmadan ve faturaları uçurmadan çalışabilecek, güneş enerjisiyle beslenen dev veri merkezleri oluşturmak amacıyla yörüngeye bir milyona kadar uydu yerleştirmek istediğini söyledi.
Bu çabayı finanse etmek için Musk, pazartesi günü SpaceX’i yapay zekâ şirketiyle birleştirdiğini ve ortaya çıkan birleşik şirket için büyük bir halka arz planladığını duyurdu.
Musk pazartesi günü SpaceX’in internet sitesinde, “Uzay tabanlı yapay zekâ, ölçeklenmenin açık ara tek yolu,” diye yazdı. Güneş enerjisi planlarına atıfla ekledi: “Uzayda her zaman güneş vardır!”
Ancak bilim insanları ve sektör uzmanları, Tesla’yı dünyanın en değerli otomobil üreticisine dönüştürerek Detroit’i alt eden Musk’ın bile ciddi teknik, finansal ve çevresel engellerle karşı karşıya olduğunu söylüyor.
İşte başlıca sorunlar:
Isı sorunu
Uzaydan güneş enerjisi toplayarak sohbet botları ve diğer yapay zekâ araçlarını çalıştırmak, elektrik şebekeleri üzerindeki baskıyı azaltabilir; tarım alanlarını ve ormanları işgal eden, soğutma için büyük miktarda su tüketen devasa veri merkezlerine olan ihtiyacı da düşürebilir.
Uzayın kendine özgü sorunları var.
Veri merkezleri muazzam miktarda ısı üretir. Uzay, soğuk olduğu için çözüm gibi görünür. Fakat aynı zamanda bir vakumdur ve bu durum, tıpkı termosun çift duvar arasında hava olmadan kahveyi sıcak tutması gibi, ısının nesnelerin içinde hapsolmasına yol açar.
Northeastern Üniversitesi’nde bilgisayar ve elektrik mühendisliği profesörü olan Josep Jornet, “Uzayda soğutulmamış bir bilgisayar çipi, Dünya’dakine kıyasla çok daha hızlı aşırı ısınır ve erir,” diyor.
Jornet’e göre olası çözümlerden biri, kızılötesi ışık yayarak ısıyı “karanlık boşluğa” iten dev radyatör panelleri inşa etmek. Bu teknolojinin Uluslararası Uzay İstasyonu da dâhil olmak üzere küçük ölçeklerde işe yaradığı biliniyor.
Ancak Musk’ın veri merkezleri için bunun, “daha önce hiç inşa edilmemiş, devasa ve kırılgan yapılardan oluşan” bir sistem gerektireceğini söylüyor.
Musk oldukça kararlı.
Perşembe günü yayımlanacak Cheeky Pint podcast’inin ön izlemesinde, “Sözümü bir kenara yazın,” diyen Musk, “36 ay içinde — hatta muhtemelen 30 aya daha yakın bir sürede — yapay zekâyı konumlandırmak için ekonomik açıdan en cazip yer uzay olacak. Sonrasında uzayda olmak inanılmaz derecede avantajlı hâle gelecek,” ifadelerini kullandı.
Yörünge enkazı
Bir diğer büyük sorun ise uzay çöpleri.
Arızalanan ya da yörüngesini kaybeden tek bir uydu bile, zincirleme çarpışmalara yol açabilir; bu da acil durum iletişimini, hava tahminlerini ve diğer hayati hizmetleri aksatabilir.
Musk, yakın tarihli bir düzenleyici başvuruda, Starlink uydu iletişim ağını yönettiği yedi yıl boyunca yalnızca bir “düşük hızlı enkaz oluşturan olay” yaşandığını belirtti.
Ancak Starlink yaklaşık 10 bin uydu işletiyor — bu sayı, Musk’ın şimdi uzaya yerleştirmeyi planladığı yaklaşık bir milyon uyduya kıyasla oldukça düşük.
Buffalo Üniversitesi’nden, eski bir NASA mühendisi olan John Crassidis, “Çarpışma ihtimalinin çok fazla olacağı bir kırılma noktasına ulaşabiliriz,” diyor. “Bu cisimler saatte yaklaşık 28 bin kilometre hızla hareket ediyor. Son derece şiddetli çarpışmalar yaşanabilir.”
Onarım ekibi yok
Çarpışmalar olmasa bile uydular arızalanır; çipler zamanla bozulur, parçalar kırılır.
Örneğin yapay zekâ şirketlerinin kullandığı özel GPU grafik çipleri hasar görebilir ve değiştirilmeleri gerekebilir.
Uzay tabanlı güneş enerjisi şirketi Aetherflux’un CEO’su Baiju Bhatt, “Dünya’da yapacağınız şey, birini veri merkezine göndermektir,” diyor. “Sunucuyu değiştirirsiniz, GPU’yu değiştirirsiniz, küçük bir ameliyat yapar ve sistemi tekrar yerine takarsınız.”
Ancak yörüngede böyle bir bakım-onarım ekibi yok. Üstelik uzaydaki GPU’lar, Güneş’ten gelen yüksek enerjili parçacıklara maruz kalarak zarar görebilir.
Bhatt’a göre bir çözüm, arızalananların yerine kullanılmak üzere uydulara fazladan çip yerleştirmek. Ancak tanesi on binlerce dolara mal olabilen bu çipler düşünüldüğünde bu oldukça pahalı bir yöntem. Üstelik mevcut Starlink uydularının ömrü yalnızca yaklaşık beş yıl.
Rekabet — ve güç avantajı
Bu sorunları çözmeye çalışan tek isim Musk değil.
Washington eyaletinin Redmond kentinde bulunan Starcloud adlı bir şirket, kasım ayında Nvidia üretimi tek bir yapay zekâ çipi taşıyan bir uyduyu uzaya göndererek uzaydaki performansını test etti.
Google,Project Suncatcheradını verdiği bir girişimle yörüngesel veri merkezlerini araştırıyor. Jeff Bezos’un Blue Origin şirketi ise ocak ayında, odak noktası daha çok iletişim olsa da, 2026’nın sonlarına doğru fırlatılmaya başlanması planlanan 5.000’den fazla uydudan oluşan bir takımyıldız projesini duyurdu.
Yine de Musk’ın önemli bir avantajı var: Roketler.
Starcloud geçen yıl çipini uzaya göndermek için Musk’ın Falcon roketlerinden birini kullanmak zorunda kaldı.
Aetherflux, “Galactic Brain” adını verdiği çip setini bu yıl içinde bir SpaceX roketiyle uzaya göndermeyi planlıyor. Google’ın da önümüzdeki yılın başlarında planlanan iki prototip uydusunu fırlatmak için Musk’a başvurması gerekebilir.
Avrupa uzay sanayi birliği Eurospace’te araştırma direktörü olan Pierre Lionnet, Musk’ın rakiplerinden genellikle kendisine uyguladığından çok daha yüksek ücretler talep ettiğini söylüyor.
Kilo başına rakipler için 20 bin dolara kadar çıkabilen ücretler, şirket içi fırlatmalarda yaklaşık 2 bin dolar seviyesinde.
Lionnet’e göre Musk’ın bu haftaki açıklamaları, bu avantajı yeni uzay yarışını kazanmak için kullanmayı planladığının bir işareti.
“‘Bu veri merkezlerini uzaya koyacağız’ demesi, diğerlerine ‘düşük fırlatma maliyetlerini kendim için saklayacağım’ mesajı vermenin bir yolu,” diyen Lionnet, “Bu bir tür güç gösterisi,” değerlendirmesinde bulunuyor.
AP News