GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 47,6190 ₺ 🇪🇺EUR: 54,9451 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.644,48 ₺ BTC: 3.065.752 ₺ 🇺🇸USD: 47,6190 ₺ 🇪🇺EUR: 54,9451 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.644,48 ₺ BTC: 3.065.752 ₺ 🇺🇸USD: 47,6190 ₺ 🇪🇺EUR: 54,9451 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.644,48 ₺ BTC: 3.065.752 ₺
06 Ağustos 2026 - 23:54

info@turkglobalmedia.com

Bolluk İçinde Yokluk: Çeşme'nin Enerji Gerçeği

Bolluk İçinde Yokluk: Çeşme'nin Enerji Gerçeği

Köşe Yazıları
06.08.2026 10:14
TGM Haber Merkezi

Kentbilimci ve Çevre Tasarımı Uzmanı Dr. Ahmet GÜLER, "Çeşme'de enerji verimliliği gerekçesi ve acele kamulaştırma yoluyla plansız yapılan GES projelerinin kent kimliği ve kamu kaynakları üzerinde yarattığı sorunları" TGM için kaleme aldı.

Bu haberi paylaş:

Çeşme'de yaşayan hemen her vatandaşın ortak bir şikâyeti var: Elektrik kesintileri. 

Yaz kış demeden yaşanan arızalar, sürekli voltaj dalgalanmaları, 1970'lerden kalma yıpranmış trafolar ve hatlar… 

Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin hizmet kalitesi, Çeşme'de neredeyse gündelik hayatın bir parçası hâline gelmiş bir mağduriyet konusu. 

Buzdolabından klimaya, iş yerlerindeki soğutuculardan otel sistemlerine kadar her şey bu kesintilerden zarar görüyor.

Ama işin asıl çelişkisi tam burada başlıyor: Çeşme, Türkiye'nin rüzgâr enerjisi tarihinin de başladığı yer. 

Türkiye'nin ilk rüzgâr santrali, bugün Alaçatı sınırları içinde kalan bir alanda Güçbirliği Holding tarafından Yap-İşlet-Devret modeliyle kuruldu ve 28 Kasım 1998'de devreye girdi; 12 türbinle toplam 7,2 MW kapasiteye sahipti. 

İşletmeci şirket yükümlülüklerini yerine getirmeyince santral 2018'de devlete (EÜAŞ) devredildi. 

EÜAŞ, bu köklü tesisi yeniden ihaleye çıkarmak yerine ASELSAN ile ortaklaşa bir yerlileştirme projesine dönüştürdü: eski 12 türbin söküldü, yerine yüzde 80 yerli üretim oranına sahip 2 yeni ASELSAN türbini (toplam 8,6 MW) kuruldu.

Bugün ilçe sınırları içinde bu köklü santral dahil beş ayrı rüzgâr enerji santrali (RES) faaliyet gösteriyor: Alaçatı RES / EÜAŞ-ASELSAN (8,6 MW), Çeşme Germiyan RES (10,7 MW), Alaçatı RES / Egenda (16 MW), Mazı-1 RES (56,2 MW) ve Enerjisa'ya ait Çeşme RES (18,9 MW). 

Toplam kurulu güç yaklaşık 110,4 megavat; bu beş santral birlikte yılda ortalama 236 milyon kilovatsaat (236 GWh) elektrik üretiyor.

Peki Çeşme'nin gerçek elektrik ihtiyacı ne kadar? Yaptığımız hesaplamalara göre Çeşme'de üretilen elektrik, ilçenin kendi ihtiyacının tam 2,6 katı.

Bir an durup düşünelim: sanayimiz yok, otellerimiz sezon dışı kapalı; buna rağmen ürettiğimizin küçük bir kısmını bile kendimiz kullanamıyoruz. 

Kesintilerimiz üretim yetersizliğinden değil, dağıtım altyapısının ihmalinden kaynaklanıyor. Rüzgârımız, güneşimiz bize fazlasıyla yetiyor — ama biz yine de karanlıkta oturuyoruz. 

Çünkü üretilen enerji burada tüketilmiyor, doğrudan ulusal şebekeye aktarılıyor; buna karşılık Çeşme'nin dağıtım altyapısına tek kuruş yatırım yapılmıyor.

Bu tablo hiç değişmedi, aksine kötüleşiyor. 

Son olarak Sabancı Holding ile Alman E.ON ortaklığındaki Enerjisa, Musalla Mahallesi Sarnıç mevkiinde, mevcut rüzgâr santraline "yardımcı kaynak" olarak yaklaşık 10 megavatlık bir güneş enerji santrali (GES) kurmak için yaklaşık 600 dönümlük hazine arazisini 49 yıllığına tahsis aldı. 

Bakanlık, Çeşme halkının üç yıla yakın süredir gösterdiği açık ve ısrarlı itiraza rağmen, 28 Temmuz 2026'da bu projeye "ÇED Olumlu" kararı verdi. 

Oysa bu arazinin — deniz manzaralı, doğal SİT statüsündeki, turizm değeri son derece yüksek bir arazinin — piyasa değeri yaklaşık 240 milyon dolar olarak hesaplanıyor. 

Şirketin bu proje için ayırdığı yatırım bütçesi ise sadece 89,9 milyon TL, yani yaklaşık 2 milyon dolar. Yatırımın değeri, elde ettiği arazinin değerinin yüzde birinden bile az.

Bu, Çeşme'de defalarca tekrarlanan bir senaryo. 

Arazimiz, rüzgârımız, güneşimiz bu şirketlere "enerji üretiyoruz" gerekçesiyle acele kamulaştırma yoluyla veriliyor; ama karşılığında Çeşme'ye tek bir kuruşluk kamu yatırımı, altyapı iyileştirmesi ya da dağıtım hattı yenilemesi gelmiyor. 

Arazi bizim, rüzgâr bizim, güneş bizim — ama elektriklerimiz kesik.

Bu gerçekleri her dile getirdiğimizde karşımıza çıkan itham hep aynı: "Siz çevreciler her şeye karşısınız, Çeşme'nin gelişmesini istemiyorsunuz." Oysa gerçek tam tersi. 

Ekonomisinin yüzde 95'i turizme dayanan bir ilçe için asıl varoluş meselesi, elindeki sınırlı araziyi, deniz manzarasını, doğasını koruyabilmektir. Çeşme'nin gelişmesini elbette istiyoruz; butik otellerimizin, büyük otellerimizin çoğalmasını, yabancı turisti yeniden Çeşme'ye çekmeyi biz de istiyoruz. 

Ama bu gelişme, plajlarımızın, zeytinliklerimizin, kavun ve enginar tarlalarımızın yerini enerji şirketlerinin çitle çevrili sahalarına bırakmasıyla değil; turizm potansiyelimizin korunmasıyla mümkündür.

Enerji şirketlerinin en sık kullandığı argüman, "Türkiye'nin elektrik ihtiyacını karşılıyoruz" oluyor. 

Bu doğru olabilir — ama asıl soru şu: Bu ihtiyaç, Çeşme'nin en değerli kıyı arazilerinin, doğal ve kültürel SİT alanlarının, tarım topraklarının 49 yıllığına özel ve yabancı sermayeye devredilmesini haklı kılar mı? 

Ve daha da önemlisi: bu enerjiyi üreten Çeşme, neden hâlâ günlerce süren kesintilerle, çürümüş trafolarla, dalgalanan voltajla boğuşuyor?

Çeşme'nin talebi basit: Üretilen enerjinin bir kısmı, önce burada yaşayanların ihtiyacını güvenli ve kesintisiz şekilde karşılasın; ilçenin dağıtım altyapısı yenilensin. 

Yeni bir enerji tesisi kurulacaksa, bunun karşılığı sadece arazi ve manzara değil, gerçek bir kamu yararı ve yerel yatırım olsun. 

Aksi hâlde bolluk içinde yokluk yaşamaya devam ederiz: rüzgârımız, güneşimiz, arazimiz bizim — ama ışığımız hep başkasının.

 

Dr. Ahmet GÜLER

Çeşme Kent Konseyi Başkanı

Yayınlanma: 06.08.2026 10:14
Ana Sayfaya Dön