Uzmanlara göre bu açıklamalar daha çok siyasi mesaj verme amacı taşıyor.
Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun Avrupa Birliği’ni (AB) eleştiren açıklamaları, Brüksel’in gerçek durumundan ziyade Slovak iç siyasî dinamiklere işaret ediyor,
Fico, Slovak parlamentosunda yaptığı konuşmada, AB’nin egemenlik, gelenekler ve tarihsel köklerinden uzaklaştığını söyleyerek, bu nedenle blokun çöküş riskiyle karşı karşıya olduğunu iddia etti.
Bu ifadeler, AB içindeki bütünleşme yanlıları ile ulusçu eğilimlere sahip hükümetler arasında süren tartışmaların bir parçası olarak yorumlanıyor.
Fico ayrıca yeni ABD ulusal güvenlik stratejisine atıfta bulunarak, bu belgeye göre AB’nin “temel değerlerini terk ettiği ve liderlik rolünü kaybettiği” yönündeki değerlendirmeye katıldığını belirtti.
Bu yorum, AB–ABD arasındaki transatlantik iş birliğinin zayıfladığı algısını güçlendirmeye yönelik bir duruş olarak değerlendiriliyor.
Uzman Değerlendirmesi
Danube Bölgesi ve Orta Avrupa Enstitüsü Direktörü Sebastian Schaeffer, Fico’nun açıklamalarını siyasi bir sinyal olarak değerlendiriyor. Ona göre:
- Fico’nun kullandığı dil, Slovakya’daki seçmen tabanına hitap eden retorikle örtüşüyor; egemenlik ve kültürel kimlik vurgusu, yerel siyasette geniş yankı buluyor.
- Schaeffer, bu söylemin AB performansına dayalı somut bir analizden ziyade, “Brüksel’i ulusal kimliği baltalayan dışsal bir aktör” olarak çerçeveleme eğilimi taşıdığını belirtiyor. Bu yaklaşımın, liberal çoğulculuğu reddeden bir anlatıyı güçlendirdiğini söylüyor.
- Fico’nun ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin AB hakkındaki eleştirilerini kendine mal etmesinin seçici bir okuma olduğunu vurgulayan Schaeffer, “Belgedeki bazı eleştiriler stratejik zayıflığa işaret etse bile, transatlantik ortaklığı bütünüyle reddetmek yanıltıcı olur” diyor.
Çelişki ve Gerçeklik
Schaeffer analizinde ayrıca Fico’nun pozisyonunda belirgin bir çelişki olduğuna dikkat çekiyor:
- Slovakya, AB üyeliğinden hem politik hem ekonomik hem de stratejik olarak fayda sağlıyor; bu koşullar altında AB’nin çöküşünü tahmin etmek veya benimsemek tutarlı bir strateji değil, daha çok retorik bir duruş.
- AB’nin zayıfladığı iddiası varsa bile, üye ülkelerin bu zayıflığı güçlendirmek yerine çoğaltan anlatıları yaymaktan kaçınmaları gerektiği ifade ediliyor.
Bu analiz, AB’nin iç gündemindeki derinleşen ideolojik ve stratejik ayrışmayı ortaya koyuyor.
Bir yandan daha derin entegrasyon isteyen yapılar bulunurken, diğer yandan ulusçu ve egemenlik vurgusu yapan siyasetçiler, AB’nin rolünü sorgulayan söylemleri kullanabiliyor.
Fico’nun eleştirisi de bu çerçevede okunuyor: Slovakya’da yükselen milliyetçi eğilimlere hitap eden bir siyaset aracı olarak AB vizyonunun yeniden tariflenmesi.
AzerNews