Türkiye’de eğitimin yalnızca sınıf duvarları arasında değil, hayatın tüm katmanlarında şekillendiğini savunan isimlerden biri olan Hızır MURTEZAOĞLU, ile TGM olarak özel bir röportaj yaptık
Türk Global Media için gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda Kent Koleji'nin Kurucusu ve Karadeniz Konfederasyonu Başkanı Hızır MURTEZAOĞLU, TGM Genel Yayın Yönetmeni Doç.Dr. Mustafa AYDEMİR ile "Eğitimin yalnızca akademik başarıya indirgemeyen; onu toplumsal dönüşümün en güçlü aracı olarak gören yaklaşımını derinlemesine paylaşıyor".
Kökleri, Köy Enstitüleri geleneğine uzanan bir eğitim anlayışıyla yetişen MURTEZAOĞLU, çocukluk yıllarında babasından edindiği deneyimlerin bugün kurduğu sistemin temelini oluşturduğunu ifade ediyor.
Ona göre eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; bireyin dünyaya dokunma biçimini şekillendirmek, hatta dünyaya müdahale edebilmesini sağlamaktır. Bu nedenle her bir öğrencinin bir gelecek inşası olduğunu vurgulayan MURTEZAOĞLU, Kurucusu olduğu KENT KOLEJİ markası ile eğitimin dönüştürücü gücünü somut örneklerle anlatıyor.
“Çağdaş, aydın ve dünya vatandaşları yetiştirmek” hedefiyle hareket eden MURTEZAOĞLU, eğitimde evrensel değerler ile yerel kültürü dengeli biçimde buluşturmayı amaçlıyor.
Bu röportajda; eğitim-felsefe ilişkisi, toplumsal sorumluluk, yeni nesil birey yetiştirme anlayışı ve Türkiye’nin eğitim geleceğine dair çarpıcı değerlendirmeleriyle dikkat çeken bir perspektif sizleri bekliyor.
- Sayın MURTEZAOĞLU, “Mühendis, Sanayici ve Emekli Binbaşı” olarak çok yönlü bir isimsiniz. Tüm bu deneyimlerin ışığında, Kent Koleji’nin kuruluş hikâyesini ve bu yolculuğun arkasındaki vizyonu bizimle paylaşır mısınız?
Şöyle özetleyebilirim. Ben gençliğimde hatta çocukluğumda köyde eğitim enstitüsü, köy enstitüsü mezunu olan babam öğretmendi. O zaman köylünün ihtiyaç duyduğu arazi paylaşımında tutun da her türlü teknik detaya kadar çalışmalarını o köy enstitüsünden tuttuğu notlardan yapardı. Ben babamın yanına giderdim. Arazi bölmeleri dahil o notlarına bakarak sorunları çözerdi. Ben de yaşamımda sanıyorum o zamanlar ilk okul seviyesindeydim. Belki de ilk okul yeni bitmişti.
“Eğitim ile yaşam arasındaki bağlantıyı, Köy Enstitüsü öğretmeni olan babamdan ve tuttuğu notlardan öğrendim”.
Eğitim ile yaşam arasındaki bağlantıyı o yaşlarda orada gördüm, öğrendim. O Eski sarı yapraklı defterlerini açar, örneklerine bakar ona göre; üçgen, beşgen, altıgen araziyi böler, kardeşler arasındaki sınırları ve payları belirlerdi. Bu çok etkilendiğim bir olaydı. Ve elime ilk fırsat geçtiğinde TSK’dan binbaşı olarak emekli olduktan sonra imkânımız vardı. Bir yerimiz vardı. Kiradaydı… Okul olarak işletiliyordu. Elime fırsat geçti orayı boşaltmışlardı. Aynı yıl o hayalimi gerçekleştirdim.
Eğitim aslında dünyaya müdahale edebilmektedir. Eğittiğiniz her çocuk, dokunduğunuz her çocuk, geleceği tayin ediyor. TSK’da meslek hayatımın son beş yılında eğitim grup amiri olarak görev yaptım. Orada yeterince eğitime ilişkin yetiştirildik, deneyimlendik. O ergenlik ve üst yaş eğitimleriydi. Sonra burada çok saygın devlet adamlarıyla bir araya gelerek bir vizyon belirleyip, 2011 yılında “KENT” markasıyla K12 düzeyinde eğitim faaliyetine başladık. Çok heyecanlandığım bir alandır.
- Kurulduğunuz günden bu yana Kent Koleji nasıl bir gelişim süreci geçirdi? Bugün geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet… Bir kampüsle başladık. Şu anda biri müstakil ana okulu olmak üzere beş kampüsümüz var. Her kampüsümüzün “Ana, İlk, Orta, Lise, Anadolu Lisesi” bölümü var. Akademik eğitim açısından başarımızla öğünüyoruz. Ama ben onun ötesinde başka başarılarla yani Türkiye’nin geleceğine dokunmakla öğünüyorum.
Çağdaş…Aydın… Atatürk’ü doğru anlayan doğru sorgulayan, geleceğe ilişkin hedefleri olan aslında bu biraz kıskanç bir ifade olabilir ama kendini aşan yurtsever dünya vatandaşları yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bu tanım çok önemli. Yani siz çocuklarınızı yetiştirirken onları dünyanın varlığından ve gelişmelerinden bağımsız kapalı bir toplumla yetiştirirseniz onlar dünyaya entegre olamaz, dünyadaki gelişmelerden haberdar olmaz. Ve öyle bir nesil dünyadaki gelişmeler karşısında kendisini de konumlandıramaz.
Bundan 20 gün önce Küba’daydım... Hep merak ederdim. Ancak oradaki gençliğin Dünya’dan biraz izole olduğunu gördüm. Evet sizin ulusal değerleriniz olmalı. Geleneksel değerleriniz olmalı. Bunlar gençlere aşılanmalı. Milli birlik öyle oluşuyor. Değerlerle inşa ediliyor. Atatürk’ün tarif ettiği, kültür milliyetçiliği gibi ama bütün bunların üzerine çağın değerlerini de koymak zorundayız. Biz, geldiğimiz noktada bu değerleri gençlere doğru verdiğimizi düşünüyoruz. Doğru bir heyecan yarattığımızı düşünüyoruz. O şekilde özetleyebilirim.
"Eğitim aslında dünyaya müdahale edebilmektedir. Eğittiğiniz her çocuk, dokunduğunuz her çocuk, geleceği tayin ediyor." HIZIR MURTEZAOĞLU
Röportajın Tamamını Röportajlar Bölümünden takip edebilirsiniz.
TGM Haber Merkezi