ABD-İsrail saldırıları karşısında bilgi savaşına yöneliyor
Siber güvenlik uzmanları, “asimetrik” bir kampanya kapsamında yürütülen etki operasyonlarının ABD ve İsrail üzerindeki ahlaki baskıyı artırmayı hedeflediğini söylüyor.
İran, ABD ve İsrail’in askeri saldırılarına yanıt olarak ülkenin İslami yönetimi tarafından başlatılan kapsamlı bir bilgi savaşı çerçevesinde sosyal medya stratejisini köklü biçimde yeniden şekillendirdi.
Uzmanlara göre İran’ın dış etki operasyonları, askeri misillemesini tamamlayacak ve ABD ile İsrail’in savaş çabalarını sınırlaması için üzerlerindeki ahlaki baskıyı artıracak “asimetrik” bir kampanyanın parçası olarak yoğun biçimde hız kazandı.
Bu durum, X, Instagram ve Bluesky gibi platformların; savaşın ABD’de, özellikle de Donald Trump destekçileri arasında bile popüler olmamasını istismar etmeyi amaçlayan hedefli paylaşımlarla doldurulması anlamına geldi.
Daha önce İskoç bağımsızlığı ve İrlanda’nın birleşmesi gibi konulara destek oluşturmayı amaçlayan çok yönlü iletişim kampanyaları terk edilerek, tek konulu bir mesaja odaklanıldı.
Bu içerikler arasında, ABD eski başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile alay eden yapay zekâ üretimi videolar ve meme’ler de yer aldı.
Bazı yapay zekâ üretimi görüntülerde, USS Abraham Lincoln uçak gemisine başarılı saldırılar yapıldığı, Tel Aviv’deki binalara ağır hasar verildiği ve İsrailli askerlerin İran misillemesi karşısında korkudan ağladığı sahneleri sahte şekilde gösterildi.
İran’ın yürüttüğü kampanya, Trump’ın İran’ı yapay zekâyı bir “dezenformasyon silahı” olarak kullanmakla suçlayacak kadar etkili oldu.
Yoğunlaşan bu saldırı, rejimin ülke içinde neredeyse tamamen internet kesintisi uygulamasıyla aynı döneme denk geldi.
Ayrıca Starlink gibi uydu internet bağlantılarını kullananlara yönelik cezalar tehdidinde bulunuldu.
Hükümet ajanlarının, yurt dışında yaşayan İranlıları rejim karşıtı ya da ABD-İsrail savaşını destekleyen paylaşımlar yapmamaları için tehdit etmeye çalıştığı da bildirildi.
Gurbetçi İranlılar, paylaşımlarını durdurmamaları halinde vatandaşlıklarının iptal edileceği ya da İran’daki aile üyelerine zarar verileceği yönünde telefonlar veya çevrim içi uyarılar aldıklarını aktardı.
Analistler, siber faaliyetlerin rejimin hayatta kalma stratejisinin merkezi bir unsuru haline geldiğini düşünüyor.
Bu strateji, ABD ve müttefik hedeflere yönelik askeri misillemeler ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması gibi adımlarla birlikte yürütülüyor.
Güney Carolina’daki Clemson Üniversitesi Medya Adli Tıp Merkezi eş direktörü Darren Linvill, “Bu kesinlikle asimetrik savaş,” dedi.
- “Yapay zekânın kullanımı etkileyici ve daha önce aynı ölçekte ya da aynı şekilde görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor.”
- “İran sahip olduğu tüm avantajları kullanıyor. Bu çatışmaya neredeyse 50 yıldır hazırlanıyorlardı ve bu da hazırlıklarının bir parçasıydı. Medya ekosistemini çok iyi anlıyorlar.”
Clemson çalışması, İran’ın daha önce Birleşik Krallık ve ABD’deki siyasi ayrışmaları istismar etmeye yönelik sosyal medya faaliyetlerinin, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarının ardından hızla yeniden yönlendirildiğini ortaya koydu.
Daha önce İskoç ya da İrlanda siyasetine odaklanan veya Keir Starmer ya da İngiliz kraliyet ailesini eleştiren sahte hesaplar, bu kez İran’ın dini lideri Ali Khamenei’nin öldürülmesini ve İran’ın Minab kentinde çoğu okul kızı olmak üzere 175 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırısını kınayan paylaşımlar yaptı.
Bu troll hesapların yanı sıra ABD’de Latin kimliğiyle paylaşımlar yaparak Trump’ın göç karşıtı politikalarını eleştiren hesaplar da daha sonra askıya alındı.
Bunların yerini, İran’a bağlı aktörler ve elçilikler tarafından paylaşılan içerikler aldı.
Uzmanlara göre bu içerikler bazen o kadar etkili oluyor ki defalarca yeniden paylaşılarak zaten oldukça tartışmalı olan savaşa yönelik kamuoyu şüphelerini artırıyor.
Linvill, “Tüm normal operasyonlarını tamamen bırakarak savaşa odaklandılar,” dedi. “İsrail ve ABD ile süren savaşın varoluşsal bir tehdit olduğuna odaklanmış durumdalar.”
- “İran Devrim Muhafızları’na bağlı hesaplar bir gün İskoç ya da İrlanda siyaseti hakkında konuşuyormuş gibi yaparken ertesi gün tamamen İran’daki savaşa ve açık propaganda içeriğine yöneldi.”
- “İrlanda’nın Cork bölgesinde yaşayan 20 yaşında bir genç kız gibi görünen bir hesabın bir anda dini liderin şehit olduğunu savunması oldukça yapay duruyor.”
Bu stratejinin önemli bir hedefi, Trump’ın “Make America Great Again” (MAGA) hareketi içindeki giderek artan hoşnutsuzluktan yararlanmak gibi görünüyor.
İran devlet televizyonunun İngilizce yayın yapan kanalı Press TV, perşembe günü sosyal medya hesabında Tucker Carlson’ın, bu hafta Trump yönetimindeki terörle mücadele danışmanlığı görevinden istifa eden Joe Kent ile yaptığı röportajdan dört klibi bir saat içinde paylaştı.
Çevrim içi tehditler ve dış etki kampanyaları uzmanı Alex Goldenberg, İranlı propaganda aktörlerinin Kent’in – hem istifa mektubunda hem de Carlson ile röportajında dile getirdiği – İsrail’in ABD’yi savaşa sürüklediği yönündeki iddialarını hızla sahiplendiğini söyledi.
Goldenberg, “İran’ın bilgi modelinin temel bir parçası, Amerikan siyasi tartışmalarındaki fay hatlarını tespit etmek ve bunları büyütmektir,” dedi.
- Goldenberg'e göre; “Yıllar boyunca bu, karşıt rejimlere sempati duyan marjinal sol hareketleri öne çıkarmak anlamına geliyordu.
- Şimdi ise İran devlet medyası sağ kanatta yeni ve büyüyen bir içerik kaynağı buldu. Bu içeriklerin bir kısmı, ABD dış politikasında İsrail etkisini sorgularken açık antisemitizm içeriyor.”
- “İran’ın bu içerikleri üretmesine gerek yok. Sadece bunları sunuyor.”
The Guardian