GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 47,3934 ₺ 🇪🇺EUR: 54,0541 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.613,00 ₺ BTC: 3.058.413 ₺ 🇺🇸USD: 47,3934 ₺ 🇪🇺EUR: 54,0541 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.613,00 ₺ BTC: 3.058.413 ₺ 🇺🇸USD: 47,3934 ₺ 🇪🇺EUR: 54,0541 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.613,00 ₺ BTC: 3.058.413 ₺
29 Temmuz 2026 - 17:04

info@turkglobalmedia.com

Mélenchon, Fransa-Almanya eksenini dağıtmak istiyor

Mélenchon, Fransa-Almanya eksenini dağıtmak istiyor

Analiz
29.07.2026 15:30
TGM Haber Merkezi

Fransa cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon, Berlin’in ekonomik modelini reddetme taraftarı

Bu haberi paylaş:

Gelecek yıl yapılacak seçimlerin önde gelen solcu adayı Jean-Luc Mélenchon, Avrupa’nın Berlin’in ekonomik modelini reddetmesi gerektiğini savunuyor.

Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Avrupa Birliği’ndeki mevcut düzeni kökten değiştirme sözü veren tek aday aşırı sağcı lider Marine Le Pen değil.

Eğer aşırı solun önde gelen ismi Jean-Luc Mélenchon Fransa Cumhurbaşkanı seçilirse, onlarca yıldır Avrupa bütünleşmesinin temelini oluşturan ancak kendisine göre esas olarak Berlin’in çıkarlarına hizmet eden Fransa-Almanya ortaklığını sona erdirmeye çalışacağının sinyallerini verdi.

Fransa’daki kritik cumhurbaşkanlığı seçimlerine henüz dokuz ay var. Ancak kamuoyu yoklamaları, Mélenchon’un kampanyaya güçlü bir başlangıç yapmasının ve solun geri kalanındaki iç çekişmelerin, onu ikinci turda Le Pen’e meydan okuyabilecek en güçlü adaylardan biri hâline getirdiğini gösteriyor.

Bu ihtimal ise Berlin’de pek de umut verici bir senaryo olarak görülmüyor.

Mélenchon, 2015 yılında Alman modeline yönelik eleştirilerini tamamen bu konuya ayırdığı bir kitapta topladı. Son yıllardaki Fransız cumhurbaşkanlarının savunduğu geleneksel Paris-Berlin ittifakından net biçimde ayrılarak, bu ay yaptığı açıklamada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında nükleer caydırıcılıktan sanayi politikasına kadar birçok alanda varılan son anlaşmalara bağlı kalmayacağını söyledi.

Şimdilik Ren Nehri'nin ötesindeki iktidar çevrelerinde Mélenchon’un seçimleri kazanması olası görülmüyor. Son anketler, ikinci tura kalmaları hâlinde Le Pen’in Mélenchon’u rahatlıkla mağlup edeceğini gösteriyor.

Ancak Alman milletvekilleri, kapitalizm karşıtı Mélenchon’un Avrupa siyasetini sarsabilecek potansiyelini kabul ediyor.

Merz’in muhafazakâr partisinden ve Fransa-Almanya ilişkileri üzerine çalışmalarıyla tanınan milletvekili Roland Theis, "Mélenchon’un Avrupa politikasındaki temel konulardaki görüşleri ve Almanya’ya yönelik düşmanca yaklaşımı, Fransa-Almanya iş birliği açısından çok büyük bir sorun oluşturacaktır." dedi.

Berlin şu anda daha çok Le Pen’in olası zaferine odaklanmış durumda. Böyle bir sonuç da kendine özgü sorunlar yaratacaktır. Le Pen’in babası Jean-Marie Le Pen, siyasi partisini Nazi iş birlikçileriyle birlikte kurmuş ve Holokost'u küçümseyen açıklamalarıyla tanınmıştı. 

Marine Le Pen ise babasını partiden ihraç ederek Ulusal Birlik Partisi’nigeçmişinden uzaklaştırmaya çalışsa da, Avrupa Birliği’ne şüpheyle yaklaşmayı sürdürüyor ve Fransa’nın AB bütçesine yaptığı katkıları azaltma sözü veriyor.

Yaklaşan kritik seçim öncesinde Almanya ile Fransa, ortak AB hedefleri konusunda çalışmalarını hızlandırdı. Ancak iki ülke de bu aciliyetin Le Pen ihtimalinden değil, ekonomik zorunluluklardan kaynaklandığını söylüyor.

Bununla birlikte Mélenchon da mevcut Alman hükümeti açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.

Alman Yeşiller Partisi milletvekili ve Federal Meclis Avrupa İşleri Komisyonu Başkanı Anton Hofreiter, "Mélenchon’un cumhurbaşkanı olması, en üst düzeyde ikili ve Avrupa düzeyindeki iş birliğini ciddi biçimde zorlaştıracaktır." dedi.

Hofreiter, bunun Avrupa projelerinin Fransa’nın katılımı olmadan yürütülmesine yol açabileceğini, savunma projelerinin buna örnek teşkil ettiğini belirtti.

"Alman zehri"

Mélenchon’un Brüksel ve Berlin’e yönelik tepkisinin temelinde, Le Pen’in Avrupa şüpheciliğini besleyen milliyetçilikten ziyade, özellikle Almanya’ya yönelik ideolojik karşıtlık bulunuyor.

Mélenchon’un Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) partisinden ve Fransa Ulusal Meclisi Dışişleri Komisyonu üyesi Aurélien Taché, "Almanlar Avrupa’ya ordoliberalizmi dayatıyor." dedi.

Ordoliberalizm, devlet gözetimi altında serbest piyasa ekonomisini esas alan Alman kökenli bir ekonomik yaklaşım olarak tanımlanıyor.

Taché şöyle devam etti:

"Biz Avrupa karşıtı değiliz; ordoliberalizme karşıyız."

Boyun Eğmeyen Fransa Partisi'ne göre ortada gerçek anlamda bir Fransa-Almanya motoru bulunmuyor; aksine Almanya kendi gündemini Avrupa Birliği’ne dayatmaya çalışıyor.

Mélenchon bunun yerine Fransa’nın Çin ile ilişkilerini güçlendirmesini, ayrıca Afrika’daki Fransızca konuşan ülkeler ve Güney Amerika devletleriyle daha yakın iş birliği kurmasını istiyor.

Mélenchon, Amerika Birleşik Devletleri'ni emperyalist bir tehdit olarak görürken, Almanya ise Başkan Donald Trump ile yaşanan gerilimlere rağmen transatlantik ilişkileri dış politikasının temel taşı olarak değerlendiriyor.

Mélenchon ayrıca Almanya’nın serbest piyasa ekonomisine bağlılığını da reddediyor ve bunun yerine planlı ekonomiyi savunuyor.

Aynı zamanda Almanya’nın yeniden silahlanmasını ve topraklarında Amerikan nükleer silahlarının bulunmasını da eleştiriyor.

Mélenchon, bunun "komşu ülkeler açısından ciddi güvenlik endişeleri doğurduğunu" söyledi.

Berlin ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltmasının ardından Avrupa’nın önde gelen askeri gücü olmayı hedefliyor.

Mélenchon’un 2015 yılında yayımlanan "Bismarck’ın Ringası" adlı kitabının alt başlığı "Alman Zehri" idi.

Kitap, o dönemde düşük işsizlik ve güçlü ekonomik büyüme nedeniyle Almanya’yı örnek alan Fransız siyasetçilere bir yanıt niteliği taşıyordu.

Mélenchon, Almanya’daki yoksulluk oranının o yıllarda Fransa’dan daha yüksek olmasını ve düşük doğum oranlarını Alman modelinin başarısızlığına örnek olarak gösterdi.

Kitabın tanıtım metninde şu ifadeler yer aldı:

"Amacım, Almanya’ya hayranlık duyan çok sayıdaki yorumcunun mutluluk perdesini aralamaktır. Gözlerimizin önünde bir canavar doğdu; kuralsız finansın ve kendisini buna adayan, hızla yaşlanan nüfusun harap ettiği bir ülkenin çocuğu."

Fransız medyasının bazı bölümleri, hatta sol eğilimli Libération gazetesi bile kitabı aşırı Alman karşıtı buldu.

Mélenchon kitapta provokatif bir üslupla, "Alman hükümetleriyle siyasi mücadele halkların özgürleşmesinin koşullarından biridir." ifadelerini kullandı.

NATO’dan ayrılma çağrısı

Mélenchon, bu ay yayımlanan yaklaşık 20 sayfalık dış politika analizinin ortak yazarları arasında yer aldı.

Belgede, Washington’un NATO’ya karşı "açıkça düşmanca" tutumu gerekçesiyle Fransa’nın NATO’dan ayrılması gerektiği savunuldu.

Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi ise yalnızca NATO’nun entegre askeri komuta yapısından çıkılmasını öneriyor.

Belgede ayrıca Fransa’nın, bir üye ülkeye saldırılması durumunda diğer üyelerin yardım yükümlülüğünü düzenleyen Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesine bağlı kalacağı taahhüdünde bulunması ve bu güvenlik garantisinin Grönland gibi AB ülkelerine bağlı bölgelere de genişletilmesinin "mutlak öncelik" olması gerektiği ifade edildi.

Ancak Mélenchon ve birlikte çalıştığı isimler, Fransa’nın Avrupa Birliği içinde "aşırı Atlantikçi" olarak tanımladıkları coğrafi bir bloğa kesinlikle zincirlenmemesi gerektiğini de vurguladı.

Mélenchon, Fransa’nın diğer komşusu olan İspanya ile ilişkileri güçlendirmeye çok daha fazla önem veriyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’i, Donald Trump ve İsrail’e karşı daha çatışmacı yaklaşımı nedeniyle kendisi için daha uygun bir müttefik olarak görüyor.

Buna karşın Berlin, özellikle Paris ile yaşanan görüş ayrılıklarının artması üzerine yeni ortaklar, özellikle de Roma ile daha yakın ilişkiler kurmaya çalışıyor.

Almanya’nın desteklediği, Fransa’nın ise karşı çıktığı Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması ve ortak yeni nesil savaş uçağı projesinin iptal edilmesi, Fransa-Almanya ilişkilerini ciddi biçimde sarstı.

Boyun Eğmeyen Fransa milletvekili Aurélien Taché, "Son altı yıldaki büyük kararlar; Mercosur anlaşması ya da Donald Trump ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları gibi örneklerde sürekli Almanların lehine, Fransızların aleyhine sonuçlandı." dedi.

Buna rağmen Almanya’da yaşayan Fransızları temsil eden merkezci milletvekili Frédéric Petit, iki ülke arasındaki bağların "seçim kaynaklı bir kazayı" atlatabilecek kadar güçlü olduğunu düşünüyor.

Petit, "Her iki ülkedeki çoğunlukların desteklediği Fransa-Almanya ilişkisi kesinlikle sorgulanmayacaktır." dedi.

Sözlerini şöyle tamamladı:

"İki ülkenin çifte vatandaşları, ortak kurumları ve ortak politikaları var. Bir sonraki cumhurbaşkanı kim olursa olsun bunların kısa sürede ortadan kaldırılması mümkün değildir."

 

Politico

Yayınlanma: 29.07.2026 15:30
Ana Sayfaya Dön