GÜNCEL KURLAR
🇺🇸USD: 43,4783 ₺ 🇪🇺EUR: 51,2821 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.066,71 ₺ BTC: 3.150.691 ₺ 🇺🇸USD: 43,4783 ₺ 🇪🇺EUR: 51,2821 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.066,71 ₺ BTC: 3.150.691 ₺ 🇺🇸USD: 43,4783 ₺ 🇪🇺EUR: 51,2821 ₺ 🥇GRAM ALTIN: 6.066,71 ₺ BTC: 3.150.691 ₺
05 Şubat 2026 - 02:05

info@turkglobalmedia.com

Palantir CEO’su Alex Karp, Trump’ın yapay zekâ yarışı konusundaki görüşlerine katılıyor

Palantir CEO’su Alex Karp, Trump’ın yapay zekâ yarışı konusundaki görüşlerine katılıyor

Analiz
04.02.2026 23:16
TGM Haber Merkezi

“Batı’da bu tür ürünleri benimsemeye yönelik ciddi bir tereddüt var”

Bu haberi paylaş:

Palantir’in dördüncü çeyrek kazanç çağrısı, CEO Alex Karp’ın Kanada’yı ve Avrupa’nın büyük bir bölümünü yapay zekâ yarışında geri kalmakla sert biçimde eleştirdiği jeopolitik bir çıkışa dönüştü. 

Karp, küresel ekonomiyi “yapay zekâya sahip olanlar” ile “sahip olmayanlar” arasında yaklaşan bir çatışma olarak tanımladı.

Palantir’in dördüncü çeyrekte gelirlerini yıllık bazda %70 artırarak 1,407 milyar dolara çıkardığını ve 127’lik bir Rule of 40 skoruna ulaştığını açıklamasının ardından konuşan Karp, şirketin performansının, gelişmiş yapay zekâ yazılımları etrafında kendini kökten dönüştürmeye istekli olan ülkeler ve kurumlarla, yalnızca yüzeysel iyileştirmelerle yetinenler arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koyduğunu savundu.

Palantir’in ABD işlerinin dördüncü çeyrekte yıllık bazda %93 büyüdüğünü ve ABD’nin artık toplam gelirin %77’sinioluşturduğunu hatırlatan Karp, varsayımsal olarak şu soruyu sordu:
“Böylesine gösterişli rakamlar ne anlama geliyor?”

Bunun aslında kötü bir haber olduğunu, çünkü Palantir’in “bugüne kadar hiçbir şirketin yapmadığı şeyleri yaptığını” söyledi ve bunun şu soruyu gündeme getirdiğini savundu:
“Bu durumun dünya için açıkça bir anlamı var. Peki dünya için ne anlama geliyor?”

Davos Adamı 2.0 Olarak Karp

Yakın zamanda Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısında (Karp’ın da konuşmacı olduğu) Trump yönetiminin kullandığı söylemleri yankılayan Palantir CEO’su, yapay zekâyı benimsemekte başarısız olan şirketlere yönelik sert bir eleştiri getirdi:

“Ne yazık ki Amerika dışındaki Batı’da bu tür ürünleri benimsemeye yönelik ciddi bir tereddüt olduğunu görüyoruz ve burada öne çıkan iki yer Çin ve Amerika,”. “Amerika’da gördüklerimiz son derece ayrışmış durumda. Ve benimsemeyenler, yani ‘sahip olmayanlar’, bir şekilde yetişme fonksiyonuna bel bağlıyor.” dedi.

Bol şans, der gibi konuşan Karp, Palantir’in kazançlarını bir “kopuş fonksiyonu” olarak nitelendirdi ve bunun “değeri algılama biçimimizin artık açıkça geçerli olmadığını” gösterdiğini söyledi.

Palantir tarafından yaratılan değerin “o kadar büyük ve orantısız” olduğunu savunan Karp, bunun “büyüme ve büyümenin kalitesi açısından patlıyor gibi görünen bir şirket yaratılmasına” imkân tanıdığını söyledi. 

Ardından isim vererek, Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde ve Çin’de gelişmiş yapay zekâ platformlarının bazen geniş ölçekli biçimde benimsendiğini, ancak “Kanada’da, Kuzey Avrupa’da ve genel olarak Avrupa’da benimsemenin eksik olduğunu” belirtti.

Özellikle Fransa’ya dikkat çeken Karp, bu ülkenin “sorunun ne olduğuna dair en net fikre sahip ülkelerden biri” olduğunu söyledi. Fransa’nın bu benimseme sorununu çözmekten başka alternatifi olmadığını ve bu nedenle Palantir ile yeni anlaşmalar imzalamaya devam etmek zorunda kaldığını savundu. 

Bu kapsamda Fransa, Aralık 2025’te, Fransız istihbarat servisleriyle olan üç yıllık sözleşmesini yeniledi.

Karp, “Kuzey Avrupa’da, Kanada’da ve diğer bazı yerlerde, siyasetin hem soluna hem sağına doğru çok güçlü bir baskı göreceksiniz. Çünkü bir soruya cevabınız olmadığında, mantıksız ideolojiler üretirsiniz ve bunları hayata geçirmeye çalışırsınız.” dedi. 

Karşı Görüşler

Elbette Karp’ın bu çerçevesi, Palantir’in kapasitesini bilinçli olarak ABD’ye yoğunlaştırmış olmasını ve daha karmaşık uluslararası projeler için “yeterli bant genişliğine sahip olmamasını” göz ardı ediyor. 

Ayrıca Avrupa ve Kanada’daki daha yavaş veya seçici benimsemenin meşru nedenlerini de yok sayıyor: Bu bölgelerdeki düzenleyici rejimler gizliliğe, sivil özgürlüklere ve tedarikçi çeşitliliğine daha fazla önem veriyor; birçok hükümet, kritik altyapılarda egemen veya yerli çözümleri tercih ediyor.

Ayrıca Palantir’in ABD savunma odaklı ve kendine özgü avantajlı bir pazardaki başarısını, Kanada ve Avrupa ülkelerinin yapay zekâda başarısız olduğunun evrensel bir kanıtı gibi sunuyor. 

Oysa farklı yargı alanlarının, yapay zekâyı kendi zaman çizelgelerine, kendi güvenlik önlemleriyle ve kendi tedarikçi karmalarıyla geliştirme hakkı bulunuyor.

Wall Street analistleri ise — sıcak bir hisse söz konusu olduğunda sıklıkla yaptıkları gibi — Karp’ın anlatısını benimsedi. 

Örneğin Bank of America Global Research, Palantir’in rekor kazançlarını yapay zekâda yavaş hareket edenler için bir “uyarı” olarak nitelendirdi: “Zaman daralıyor.”

BofA’ya göre burada Palantir’in pazara çıkış stratejileri, ürün geliştirme yaklaşımı ve yapay zekâ destekli karar alma süreçlerinde bir etkinleştirici olma hedefi doğrultusunda attığı kasıtlı adımların ardından gelen üstel büyüme açıkça görülüyor. 

Analistler, şirketlerin gerçekten “yapay zekâ şirketi” olmak istiyorlarsa somut sonuçlar üretmeleri gerektiğini ekledi. 

Yapay zekâ şirketleriyle piyasa arasındaki ilişkinin “dalgalı” olmaya devam ettiğini kabul eden BofA, bu sonuçların Palantir’in “kaos ortamında ayakta kalacak ve gelişecek” şirketlerden biri olarak konumunu pekiştirdiğini savundu.

Sahip Olanlar ve Sahip Olmayanlar

Şirketlerin içinde de, Karp ve Palantir CTO’su Shyam Sankar, benzer bir “yapay zekâya sahip olanlar” ve “sahip olmayanlar” ayrımı tarif etti. 

Gelirlerden sorumlu yönetici Ryan Taylor, bazı müşterilerin artık birkaç ay içinde 80 ila 96 milyon dolarlık ilk anlaşmalar imzaladığını ve kullanımın hızla genişlediğini söyledi. 

Taylor, yıllık sözleşme değerlerini 2025’te dört ya da beş katına çıkaran enerji ve kamu hizmeti müşterilerini örnek gösterdi.

Taylor bu müşterileri, büyük taahhütlerle başlayıp hızla binlerce kullanıcıya ve yüzlerce kullanım senaryosuna ölçeklenen “yapay zekâ-yerli işletmeler” olarak tanımladı.

“Müşterilerimiz yapay zekâyı temkinli şekilde denemiyor; onu büyük ölçekte benimsiyor,” diyen Taylor, Palantir’in ilk 20 müşterisinin son 12 aylık ortalama gelirinin 94 milyon dolara ulaştığını ve bunun yıllık bazda %45 artış anlamına geldiğini belirtti.

Karp, bu şirketlerin “kendi sektörlerinin geleceğini tanımladığını”, hâlâ pilot projelerle oyalananların — yani “yapay zekâya sahip olmayanların” — ise “bugünde hayatta kalma mücadelesi verdiğini” söyledi.

BofA, Palantir’in kurumsal alanda ne kadar derinlemesine yerleştiğine de dikkat çekti: Kazanç çağrılarında Palantir’e yapılan atıflar bu çeyrekte 17 farklı şirketten geldi (geçen yıl yediydi) ve toplam atıf sayısı 38’e çıkarak yeni bir zirve yaptı (geçen yıl aynı çeyrekte 25’ti).

Karp’ın açıklamaları, Palantir’in ABD hükümeti ve savunma sektörü için yapay zekâ destekli sistemlerin kilit tedarikçisi rolünü daha da öne çıkardığı bir dönemde geldi. 

Şirket, ABD Donanması ile gemi inşa tedarik zincirini modernize etmeye yönelik 448 milyon dolara kadar çıkabilen bir sözleşmeyi vurguladı ve “Ship OS” ile “warp speed” adlı endüstriyel araçlarını, Amerikan savunma üretiminde daha geniş bir yeniden sanayileşme hamlesinin parçası olarak tanımladı.

Sankar, Palantir’in Maven savunma yapay zekâ platformunun kullanımının “tüm zamanların en yüksek seviyesinde” olduğunu, sistemin eş zamanlı gerçek dünya askeri operasyonlarını desteklediğini ve daha fazla muharip komutanlığa ve uç ortamlara yaygınlaştırıldığını söyledi.

Şimdilik Palantir’in kapasite kısıtları ve ABD’deki hızla artan talep, Karp’a yurtdışındaki rahatsızlıkları yatıştırmak için pek az neden bırakıyor. 

Şirketin “Amerika dışında zor olan herhangi bir şeyi yapacak bant genişliğine gerçekten sahip olmadığını” söyleyen Karp, Avrupa’daki tedarik sistemlerinin, yerli şampiyonlar yerine ABD’li tedarikçileri tercih etmeyi gerektirse bile “en iyi ürünü” satın alabilecek kadar sağlam olup olmadığını sorguladı.

Zaman zaman Karp, Avrupalı rakiplerine karşı neredeyse acıyan bir ton benimsedi:

Karp, üretim düzeyinde ve orkestre edilmiş yapay zekâ sistemlerinden söz ederek, “Buna sahip olmadan şirketler kurabileceğinize inanmak son derece tehlikeli. Bu seviyenin yarısında bile nasıl performans göstereceksiniz? Bu hem teknoloji şirketleri hem de ülkeler için gerçek bir soru. Bir çeyrekte bizim ürettiğimizi bir yılda üretebilen şirketler yaratabilir miyiz?” şeklinde konuştu.

 

Fortune

Yayınlanma: 04.02.2026 23:16
Ana Sayfaya Dön

İlgili Haberler

Benzer konularda diğer haberlerimiz