Sánchez’in İspanya’daki seçim takvimine kadar bir yılı kaldı
Ancak ihtimaller onun aleyhine gözüküyor
Başbakan, Ceuta krizi ve Sosyalist Parti’yi sarsan bir dizi yolsuzluk skandalı nedeniyle hâlâ yoğun baskı altında. Erken seçim çağrısına gitmesi mantıklı olabilir.
İspanya’nın genel seçim düzenleyebileceği en geç tarih olan 22 Ağustos 2027’ye artık tam bir yıl kaldı.
Zor durumdaki Sosyalist Başbakan Pedro Sánchez için bu tarihe kadar uzanan yolun oldukça yıpratıcı geçeceği anlaşılıyor.
Sánchez, yeniden seçilmek için aday olacağında ısrar ediyor ve siyasi açıdan defalarca imkânsız görünen engelleri aşma konusundaki yerleşik yeteneğine işaret ederek, siyasi geleceğinin sona erdiği yönündeki tahminleri bir kenara itiyor.
Ancak bu kez ihtimaller özellikle onun ve kırılgan azınlık hükümetinin aleyhine görünüyor. Hükümet hiç olmadığı kadar yalnızlaşmış durumda. Önündeki zorluklar o kadar büyük ki Sánchez, mevcut seçim takvimini bir kenara bırakıp erken seçime gitmeye karar verebilir.
İşte neden bu kadar zor bir mücadeleyle karşı karşıya olduğu:
Zorlu bir sonbahara dönüş
Yaz ayları tarihsel olarak Sánchez’e iyi gelmiştir.
Geçmişte yaz tatili, örneğin Haziran 2025’te üst düzey Sosyalist Parti yetkilisi Santos Cerdán’ın, kamu işleri ihalelerinin rüşvet karşılığında verilmesi iddiasıyla tutuklanmasının yarattığı krizlerin etkisinin azalmasına yardımcı olmuştu. Başbakan muhtemelen bu yıl da benzer bir durumun yaşanmasını umut ediyordu.
Bu beklenti, yakın müttefiki ve eski Başbakan José Luis Rodríguez Zapatero’nun kara para aklama suçlamasıyla bu ilkbaharda kamuoyunda büyük yankı uyandıran şekilde suçlanmasının ve ayrı bir ceza soruşturması kapsamında partisinin genel merkezine büyük bir polis baskını düzenlenmesinin ardından daha da önem kazanmıştı.
Ancak Sánchez, Lanzarote Adası’ndaki plaj tatiline çıkmaya hazırlanırken, Ceuta’ya 72 bin göçmenin ani akını yaz planlarını altüst etti. Başbakan sonunda planladığı tatile devam etmiş olsa da Ceuta krizi haber gündemini belirlemeyi sürdürüyor.
Binlerce düzensiz göçmen hâlâ kentte bulunuyor. Yerel yetkililer ise Madrid yönetiminin aşırı yük altındaki hastaneler ve diğer kamu hizmetleri konusunda yeterince şey yapmadığından şikâyet ediyor. Hükümet; güvenlik zafiyetleri, istihbarat uyarılarının dikkate alınıp alınmadığı ve Fas’la ilişkilerde ciddi bir şeylerin ters gidip gitmediği konusunda sert sorgulamalarla karşı karşıya kalacak.
Ceuta fiyaskosu, Sánchez’i Avrupa Birliği sahnesinde de son derece yalnız bir konuma düşürdü. 22 AB liderinin, liberal göç politikalarının bu büyük göç akınını teşvik etmiş olabileceğini öne sürdükleri bir mektup göndermesi, bu yalnızlığın en açık göstergelerinden biri oldu.
Sánchez kabinesindeki bakanların yaklaşık üçte biri, gelecek hafta İspanya parlamentosunda düzenlenecek olağanüstü oturumlarda ifade vermeye çağrıldı. Başbakanın kendisi de eylül ayında genel kurul çalışmalarının yeniden başlamasıyla birlikte sert sorularla karşı karşıya kalacak.
Yani beklenen o “yeni başlangıç” pek de mümkün görünmüyor.
Bütçe savaşı
Sonbahar, İspanya Başbakanı için herhangi bir rahatlama da vaat etmiyor. Sánchez şimdi ülkenin mali kaynaklarının nasıl kullanılacağına ilişkin kritik bir mücadelede yenilgi riskiyle karşı karşıya.
Azınlık hükümeti, mevcut yasama dönemi boyunca tek bir bütçe tasarısını dahi parlamentodan geçiremedi. Ülke hâlâ Sánchez’in önceki hükümeti tarafından Aralık 2022’de onaylanan harcama planıyla yönetiliyor.
Sosyalist lider, bu sonbaharda 2027 yılı için bir bütçe tasarısı sunacağına söz verdi. Ancak tasarının milletvekilleri tarafından reddedilmesi neredeyse kesin görünüyor.
En büyük engellerden biri, herhangi bir yasanın parlamentodan geçebilmesi için desteği hayati önem taşıyan Katalan ayrılıkçı Junts per Catalunya (Katalonya İçin Birlikte) grubudur.
Parti, bu yaz bütçe taslağı için gerekli olan bütçe açığı çerçevesini reddetti. Partinin sözcüsü Josep Rius, başarı şansı son derece düşük olan bu yasama girişimini “Sánchez’in bir başka sorumsuzluğu” olarak nitelendirdi.
Ayrılıkçılar, 2023’te Sánchez’in üçüncü kez başbakan olmasında kritik bir rol oynamıştı. Ancak o tarihten bu yana ilişkiler ciddi biçimde bozuldu. Parti artık hükümeti Katalonya’ya verdiği taahhütlerden geri adım atmakla suçluyor ve Madrid merkezli olduğunu düşündüğü bütçe planlarına destek vermeyi reddediyor.
Buna rağmen başbakan yoluna devam etmekte kararlı. Bu durum, kaybetmesi neredeyse kesin olan bir bütçe tasarısını neden parlamentoya sunmak istediği sorusunu gündeme getiriyor.
Madrid’deki Carlos III Üniversitesi’nden siyaset bilimci Pablo Simón, “Sánchez’in seçmenleri sandığa 2027 yılının mart ayında kadar erken bir tarihte çağırmak isteyebileceğine dair spekülasyonlar giderek artıyor ve bütçenin başarısız olması, ona bunu yapmak için bir gerekçe sağlayacaktır” dedi.
Simón ayrıca, İspanya’nın Mayıs 2027’de yerel seçimler ve kritik bölgesel seçimler düzenleyeceğine dikkat çekti. Sánchez’in kişisel popülerliğinin düşüklüğü, Sosyalist Parti’nin önceki yerel ve bölgesel seçimlerde yaşadığı kayıpların temel nedenlerinden biri olarak gösterilmişti.
Genel seçimlerin yılın daha erken bir döneminde yapılması, başbakanı mayıs ayındaki seçimlerin siyasi denkleminden çıkarabilir. Bu da önemli kentlerde yarışan merkez sol adaylara yardımcı olabilir ve Sosyalistlerin Castilla-La Mancha, Asturias ve Navarra’daki bölgesel hükümetlerin kontrolünü korumasını kolaylaştırabilir.
Simón’un ifadesiyle:
“Eğer yalnızca kaybetmeyecekseniz, aynı zamanda başkalarını da peşinizden aşağı çekecekseniz, bu yasama dönemini son sınırına kadar uzatmanın hiçbir anlamı yok.”
Önümüzde daha fazla hukuki sorun var
Sánchez’in İspanya yargısıyla zaten oldukça çalkantılı olan ilişkisinin önümüzdeki bir yıl içinde daha da gerginleşmesi muhtemel.
Önümüzdeki aylarda başbakanın eşi Begoña Gómez, nüfuz ticareti ve zimmete para geçirme suçlamalarıyla yargılanabilir. Gómez tüm suçlamaları reddediyor. Başbakan ise eşinin, arkadaşlarını ve ailesini hedef alan “lawfare” yani siyasi amaçlı hukuk savaşı olarak tanımladığı uygulamanın kurbanı olduğunu sürekli savunuyor.
Gómez’in olası yargı süreci, başbakanın kardeşinin bu yaz kamuya ait bir görevin usulsüz biçimde tahsis edilmesiyle bağlantılı olarak idari usulsüzlük suçundan mahkûm edilmesinin ardından geliyor. Sánchez bu kararı “adaletsiz” olarak nitelendirmişti.
Başbakan, yakın ailesini ilgilendiren davaların ötesinde, kilit müttefiklerini kapsayan ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet iddialarına ilişkin potansiyel olarak son derece yıpratıcı yargı soruşturmalarıyla da karşı karşıya.
Bunların yanı sıra, Sosyalist Parti’nin yasadışı biçimde finanse edildiği şüphesi üzerine yürütülen ve siyasi açıdan patlayıcı sonuçlar doğurabilecek bir soruşturma da bulunuyor.
Katalonya Cumhuriyetçi Solu’ndan Gabriel Rufián gibi parlamentodaki kritik müttefikler, yasadışı parti finansmanının “kırmızı çizgi” olduğunu açıkça belirttiler.
Bu suçlamaları destekleyen somut kanıtların ortaya çıkması, İspanya’nın mevcut başbakanını, daha önce Sánchez’in iktidardan uzaklaştırdığı muhafazakâr selefi Mariano Rajoy ile aynı kaderi yaşamaya zorlayabilir.
Rajoy, Halk Partisi’nin aynı suça karıştığının kanıtlanmasının ardından Sánchez tarafından güvenoyu mekanizması yoluyla iktidardan düşürülmüştü.
Sol kanatta tıkanma
İspanya’daki parçalı siyasi yapı, çoğunluk hükümetlerinin kurulmasını giderek daha zor hâle getiriyor. İktidara, parlamentoda başbakan seçilebilmek için yeterli desteği sağlayabilen kişi geliyor.
Şimdilik kamuoyu yoklamaları, merkez sağdaki Halk Partisi (PP) ile aşırı sağdaki Vox partisinin 2027’de parlamentoda sandalyelerin çoğunluğunu kontrol etme yolunda ilerlediğini gösteriyor.
İki parti hâlihazırda İspanya’nın dört bölgesinde koalisyon hükümetleri kurmuş durumda. PP lideri Alberto Núñez Feijóoda haziran ayında ulusal düzeyde Vox ile ortaklık kurulmasına açıkça destek verdi.
Sánchez ise iktidarda kalmasını sağlayacak kadar güçlü bir ittifak oluşturma konusunda daha zorlu bir tabloyla karşı karşıya.
2023 yılında Sánchez, aşırı sol partilerin oluşturduğu bir ittifak olan Sumar ile koalisyon kurmuş ve kilit bölgeselci ve ayrılıkçı partilerin desteğini almıştı.
Ancak bu kez sayılar onun lehine görünmüyor.
Sumar, iç çekişmeler nedeniyle fiilen çökmüş durumda. Grubun birleştirici lideri ve Başbakan Yardımcısı Yolanda Díaz, bir sonraki seçimlerde ittifakın adayı olmayacağını açıkladı.
Anketler, aşırı solun ulusal düzeyde ağır kayıplar yaşayacağını gösteriyor. Bu da Sánchez’in parlamentoda çoğunluk sağlayabilecek bir denkleme ulaşması için önünde çok daha az seçenek kalması anlamına geliyor.
Dış politikada da rahatlama yok
Sánchez’in küresel sahnedeki performansları sayesinde ülke içindeki siyasi konumunu güçlendirme imkânının da artık ortadan kalkabileceğine dair işaretler bulunuyor.
İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını sert biçimde kınamasından, ABD Başkanı Donald Trump ile devam eden siyasi çekişmesine kadar uzanan uluslararası angajmanı, geçmişte Sánchez’in İspanya’daki siyasi konumunu güçlendirmişti.
Ancak siyaset bilimci Simón’a göre, Ceuta krizini yönetme biçimi nedeniyle başbakanın diğer AB liderlerinden aldığı sert eleştiriler, Sánchez’in giderek “siyasi ömrünün sonuna yaklaşan” bir lider olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Simón şöyle diyor:
“Avrupa’da hâlâ iktidarda bulunan az sayıdaki sosyal demokrattan biri olarak onun pozisyonları muhafazakâr uzlaşının dışında kalıyor ve artık ciddiye alınmıyor. Çünkü şimdi, yaklaşan seçimleri kaybedecek bir ‘topal ördek’ olarak görülüyor.”
Simón sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bu durum onun fark yaratma kapasitesini oldukça sınırlıyor. Çünkü artık İspanya’nın gerçek pozisyonunu temsil ettiği düşünülmüyor. Herkes gelecek yıl başka birinin iktidarda olacağını ve muhtemelen çok farklı bir bakış açısına sahip olacağını kabul ediyor.”
Sánchez’in daha geniş kapsamlı uluslararası kırılganlıkları, kasım ayında Madrid’in ev sahipliği yapacağı İbero-Amerikan hükümet başkanları zirvesinde de açık biçimde görülecek.
Zirve, bölgedeki sağa kayışı gözler önüne serecek. Katılımcı liderlerin yaklaşık yarısı sağ siyasi çizgide yer alıyor. Bunların arasında, Sánchez’in ilişkilerinin oldukça gergin olduğu Arjantin’in popülist Devlet Başkanı Javier Milei de bulunuyor.
Simón’a göre:
“Bu zirve küresel siyasi yeniden hizalanmayı gözler önüne seriyor. İspanya 2023’te bu değişimden kıl payı kurtuldu. Ancak gelecek yıl aynı değişim giderek daha kaçınılmaz görünüyor.”
Kısacası, Pedro Sánchez’in önündeki son bir yıl yalnızca seçim takvimine ulaşma mücadelesi değil; aynı zamanda Ceuta krizinden bütçe çıkmazına, yargı süreçlerinden çöken sol ittifaka ve değişen uluslararası siyasi dengelere kadar çok yönlü bir siyasi hayatta kalma mücadelesi olacak.
Politico